DOÇ. DR. SERDAR SAMUR · 21.09.2026
FUBI 2026 ve Türk Futbolunun Değişmeyen Çıkmazı
Bir öncekine bizzat katıldığım Uluslararası Futbol ve Bilim Kongresi’nin beşincisi, 13–15 Ekim 2026 tarihlerinde Riva’da düzenleniyor. Ana tema oldukça iddialı: “Futbol ve Bilimin Kesişimi: Veri, İnovasyon, Performans ve Başarı.”
Tema doğru, ihtiyaç da ortada. Ancak merak edilen konu şu: Kongrede üretilen bilgi, kongre bittikten sonra ne oluyor?
Bugün futbolda veri analitiği, yapay zekâ, performans teknolojileri ve bilimsel yöntem artık tercih değil, rekabetin temel unsurları. Türkiye’nin de onlarca Spor Bilimleri Fakültesi, binlerce akademisyeni ve on binlerce öğrencisiyle önemli bir akademik kapasitesi var. Sorun bilgi üretmekten çok, üretilen bilgiyi futbolun karar mekanizmalarına taşıyabilmek.
Burada Türkiye Futbol Federasyonu’nun bilimsel bilgiyi karar süreçlerine nasıl taşıdığına bakmak gerekiyor. Üniversitelerde, bilim kurullarında ve kongrelerde üretilen araştırmalar TFF’nin hangi kararlarına yansıyor? Hangi uygulamaları değiştiriyor? Sonuçları ölçülüyor mu?
TFF’nin kendi düzenlemeleri de bilimsel kurulların verilere dayalı çalışmalar yapmasını ve önerilerini Başkan ile Yönetim Kuruluna sunmasını öngörüyor. Asıl mesele, bilimsel önerilerin yönetsel kararlara ne ölçüde yansıdığıdır.
Almanya örneği bu nedenle önemli. Almanya Futbol Federasyonu yaklaşık 150 milyon avroluk başlangıç yatırımıyla DFB Campus’u hayata geçirdi. Federasyon yönetimi, antrenör eğitimi, millî takım faaliyetleri ve araştırma-geliştirme aynı ekosistemde buluşuyor.
Fark burada: Bilim yalnızca kongrede konuşulmuyor, kurumsal yapının parçası hâline getiriliyor.
Türkiye’nin de artık bunu tartışması gerekiyor. TFF bünyesinde üniversitelerle sürekli çalışan bir Futbol Araştırmaları ve İnovasyon Merkezi neden kurulmasın? Türk futbolunun sorunlarını veriyle izleyen, araştırma üreten, politika önerileri geliştiren ve sonuçlarını kamuoyuyla paylaşan kalıcı bir yapı neden oluşturulmasın?
Çünkü kongre üç gün sürüyor; kurumsal dönüşüm 365 gün çalışma gerektiriyor.
Ancak mesele yalnızca TFF değil. Akademik camianın da kendisine bakması gerekiyor. Kongrelerde bildiriler sunuyor, paneller düzenliyor, ödüller veriyoruz. Peki ürettiğimiz bilgi futbolun gerçek sorunlarına ne kadar dokunuyor?
Bir önceki kongrede dönemin TFF Başkanı Mehmet Büyükekşi’ye “Yaşam Boyu Onur Ödülü” verilmişti. Bir federasyon başkanına ödül verilmesi elbette tek başına bilimsel bağımsızlık sorunu değildir. Ancak akademinin, değerlendirmesi ve gerektiğinde eleştirmesi gereken kurumlarla arasındaki bilimsel mesafeyi koruması gerekir.
Bilimin görevi yalnızca aynı sahneyi paylaşmak değil, gerektiğinde zor soruları da sorabilmektir.
Bu nedenle FUBI 2026’nın başarısını kaç konuşmacının katıldığı veya kaç bildirinin sunulduğuyla değil, daha basit bir soruyla değerlendirelim:
2024 kongresinde üretilen hangi bilgi bugün Türk futbolunda uygulanıyor?
Bu soruya somut cevap verebiliyorsak, kongre bilim ile futbol arasında gerçek bir köprü kuruyor demektir. Veremiyorsak sorun kongrenin yapılması değil, Türk futbolunun bilgiyi kurumsal kapasiteye dönüştürememesidir.
Türk futbolunun ihtiyacı yalnızca daha fazla kongre değil; bilgiyi karara, kararı uygulamaya, uygulamayı ölçülebilir sonuca dönüştüren kalıcı bir sistemdir.
Çünkü bilim, sadece konuşulduğunda değil, kararları ve uygulamaları değiştirdiğinde değer üretir…
KAYNAK: