Kıbrıs, her gidişimde bana aynı şeyi hatırlatıyor: Bazen güzel bir tatil için çok uzaklara gitmeye gerek yok.
Öncelikle küçük bir tavsiye… Kıbrıs tatilini düşünüyorsanız uçak biletinizi ve otelinizi mümkün olduğunca erken alın. Özellikle alternatif bir tatil planı yaptığınızda erken rezervasyon sayesinde toplam maliyetlerde %30 ila %50 arasında tasarruf etmek mümkün olabiliyor.
Benim gibi hassas cilde sahip olanlar için Temmuz ve Ağustos ayları biraz zorlayıcı olabilir. Elbette okul çağında çocuğu olmayanlar için konuşuyorum; bana göre Kıbrıs’ın en güzel dönemlerinden biri 10-20 Haziran arası. Deniz keyfi için harika, hava bunaltıcı değil ve gezmek çok daha rahat. Aynı şekilde Eylül de mükemmel bir seçenek. Hatta Kıbrıs’ın güzel tarafı şu ki; Ekim ve Kasım aylarında bile denize girebilir, rahatlıkla gezip dolaşabilirsiniz.
Şöyle düşünün; Akdeniz’in ortasında kocaman bir ada… Tertemiz deniz, altın sarısı kumsallar ve insana kendini özgür hissettiren geniş ufuklar…
Adayı keşfetmek isteyenler için araç kiralamak oldukça mantıklı. Fiyatlar genellikle makul seviyelerde ve toplu taşımaya bağlı kalmadan dilediğiniz koyu, sahili ve köyü keşfetme özgürlüğü sunuyor. Ancak önemli bir hatırlatma yapmakta fayda var: Kıbrıs’ta direksiyon sağ tarafta ve trafik soldan akıyor. Özellikle kavşaklarda dikkatli olmak ve biraz sürüş tecrübesine sahip olmak gerekiyor.
Kıbrıs’ta mutlaka görülmesi gereken yerlerin başında Kapalı Maraş geliyor. Burası sıradan bir gezi noktası değil. Hayatın bir anda durduğu, yıllarca askerî koruma altında kaldığı için evlerine ve iş yerlerine kimsenin giremediği büyük bir bölge. Sokaklarında yürürken sanki zaman durmuş gibi hissediyorsunuz. Hatta zaman zaman bir bilgisayar oyununun içindeymişsiniz duygusuna kapılabilirsiniz. Bölgeyi yürüyerek gezebileceğiniz gibi bisiklet veya golf araçlarıyla da dolaşabiliyorsunuz. Deniz ise olağanüstü güzellikte. Fotoğraf ve video çekmeyi sevenler için adeta açık hava stüdyosu. İçeride birkaç kafe de bulunuyor. Hazırlıklı gidin, uzun vakit geçirmek isteyeceksiniz.
Doğallığın peşindeyseniz rotanızı Dipkarpaz’a çevirin. Sessizlik, rüzgârın sesi, dalgaların ritmi, turkuaz deniz ve kilometrelerce uzanan altın renkli kumsallar… Karpaz, modern hayatın gürültüsünden uzaklaşmak isteyenler için Kuzey Kıbrıs’ın en özel bölgelerinden biri.
Girne ise adanın en canlı yüzü. Tarihi limanı, etkileyici kalesi, sahil boyunca sıralanan kafeleri ve restoranlarıyla günün her saati hareketli. Kaleyi gezdikten sonra liman çevresinde oturup bir kahve içmek ya da serinlemek için kısa bir mola vermek oldukça keyifli. Alışveriş yapmak isteyenler için de Girne iyi bir alternatif sunuyor.
Tarihi ve kültürel yönüyle Lefkoşa ise bambaşka bir atmosfer taşıyor. Dünyada hâlâ bölünmüş başkentlerden biri olan şehir, tarihi sokakları, hanları ve sur içi bölgesiyle görülmesi gereken yerlerden.
Kıbrıs’ta dört bölge aslında dört farklı tatil anlayışını temsil ediyor: Lefkoşa tarih ve kültür; Girne turizm ve eğlence; Bafra lüks oteller ve uzun sahiller; Karpaz ise doğa, huzur ve sakinlik demek.
Gezi rotanızın içine Bellapais’i de mutlaka ekleyin. Çiçekler, kelebekler, taş sokaklar, manastır kalıntıları ve nefes kesen manzaralar… Kuş sesleri eşliğinde dolaşırken neden yıllardır sanatçılara ve yazarlara ilham verdiğini anlamak zor olmuyor.
Kıbrıs mutfağı da ayrı bir güzellik. Hellim peynirini mutlaka ızgara olarak deneyin ve eve dönerken paket yaptırmayı unutmayın. Patateslerin lezzeti dikkat çekici. Kuzu eti ise gerçekten başarılı. Benim unutamadığım lezzetlerden biri ise dalından koparıp yediğim karaduttu. Neredeyse avuç içi büyüklüğündeydi. Meyvenin suyu ellerinizi boyuyor ama lezzeti buna fazlasıyla değiyor. Doğal olanın neden bu kadar güzel olduğunu bir kez daha anlıyorsunuz.
Bir başka güzel ayrıntı ise yoğun sezon dışında havalimanlarının oldukça rahat olması. Uzun kuyruklar, karmaşa ve telaş yaşamadan giriş çıkış işlemlerinizi tamamlayabiliyorsunuz.
Sonuç olarak Kıbrıs, nasıl bir tatil istediğinize göre şekillenebilen nadir destinasyonlardan biri. İsterseniz sakin ve huzurlu, isterseniz hareketli ve eğlenceli, isterseniz doğayla baş başa, isterseniz lüks otellerde konforlu…
Gezmesini, yemesini, içmesini ve keşfetmesini bilenler için Kıbrıs, Akdeniz’in ortasında her mevsim ayrı güzellik sunan özel bir ada.
Ve belki de en güzel tarafı şu:
Uçaktan iner inmez tatilde olduğunuzu hissediyorsunuz.
“Bazı yerlerden güzel anılarla dönersiniz, bazı yerler ise sizden bir parçayı yanında bırakır. Kıbrıs benim için ikinci gruba giriyor…”