Soykırımcı devletin milli takımıyla karşılaşmak istemediklerini İrlandalılar, büyük bir cesaret örneği sergileyerek kamuoyuna açıkladılar. Biz de ise bu konuda neredeyse 2 yıldır hiçbir reaksiyon yok. Sanki Filistin bize değil de İrlandalılara daha yakınmış gibi...
İzin verirseniz yorumuma, "İrlanda kadar olamadık" diyerek başlamak istiyorum. Beni böyle bir karşılaştırmaya iten neden, İrlandalıların Gazze'de yaşananlarla ilgili olarak soykırımcı devlete gösterdikleri tepki. Pazar akşamı Uluslar Ligi'nde İrlanda ile soykırımcı devletin milli takımının maçı oynandı. Haftalardır İrlandalılar, Gazze'de Filistinlilere karşı yapılan saldırılar nedeniyle "Bu maça çıkmayalım" diyorlardı. Son dakikada çıkma kararı almalarına rağmen İrlandalıların bu reaksiyonu dünya kamuoyundan yakından takip edildi ve takdir gördü. Peki biz ne yapıyoruz?
Alkışlar kaleci Bazunu için
İrlandalılar içinde alkışı en fazla hak eden isim ise kaleci Gavin Bazunu oldu. Gazze'deki Filistinlilerin öldürülmesine sessiz kalamayan Bazunu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Güçlü bir inanca sahip bir insanım ve karakterli, ilkeli biri olmak için elimden geleni yapıyorum. Bu nedenle İsrail’e karşı yakın zamanda oynanacak maçlara katılmanın yanlış olacağını düşünüyorum” şeklinde bir görüş bildirdi. Paylaşımını bitirirken İrlandalı kaleci, “Hayatta daha büyük bir şey uğruna duruş sergileme fırsatı çok nadir gelir ve bunun da onlardan biri olduğuna kesinlikle inanıyorum” demekten kaçınmadı. İrlandalı kalecinin soykırımcı devletin Filistin halkına yönelik saldırılarına karşı sergilediği bu tutum gerçekten takdire şayan. Bizden ise henüz bir sporcu Bazunu gibi tepkisini koyacak bir davranış sergilemedi. Gazze trajedisi başladığından bu yana takımlarımız soykırımcı devletin takımlarıyla karşılaşmaya devam ediyorlar. Ne bir boykot var ne de bir tepki eylemi… Ne kadar acı değil mi? Acaba ortaya çıkan bu tabloyu nasıl okumak gerekiyor?
İrlandalıların soykırımcı devlete olan tepkileri Bazunu’nkiyle sınırlı kalmadı. Milli Takım direktörü Heimer Hallgrimsson’dan da dikkat çekici açıklamalar geldi. Soykırımcı devletin milli takımıyla karşılaşacak olmalarından dolayı rahatsızlık duyduklarını belirten 59 yaşındaki İzlandalı Hallgrimsson, “Biz soykırımla oynamıyoruz; soykırıma karşı oynuyoruz” ifadesini kullandı. İrlandalıların soykırımcı devletin takımına karşı gösterdikleri protesto eylemi televizyondaki maç yayınına da yansıdı. İrlanda’nın kamu yayıncısı RTE, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle maçı ekranlara taşırken, 90 dakikalık mücadele spikersiz, yorumcusuz ve reklamsız yayınlandı. Maç öncesi ve sonrasında da İrlandalıların protesto eylemleri devam etti. Maç öncesi seremonide soykırımcı devletin marşı çalınırken İrlandalı futbolcuların tamamı yere bakarken, Gazze’deki soykırıma dikkat çekmek için de maça siyah kol bandıyla çıktılar. Ayrıca İrlanda kaptanı O’Shea’nın da rakip kaptan Salomon’un elini sıkmadığı görüldü. Maç sırasında da İrlandalı futbolcular attıkları her golden sonra bu siyah bandı öptüler.
Biz neden tepki göstermiyoruz?
Gazze’de yaşanan soykırım nedeniyle biz ise spor sahasında İrlandalıların gösterdiği hassasiyeti ne yazık ki ortaya koyamıyoruz. Örneğin basketbolda iki sezondan beri takımlarımız soykırımcı devletin takımlarıyla oynamaya devam ediyor. İşin ilginci, bu maçları biz kendi sahamızda da oynayamıyoruz. Bırakın İrlandalılar gibi tepki koymayı, sanki suç işleyen taraf bizmişiz gibi tarafsız sahada maçları oynayarak cezalandırılmış gibi oluyoruz. Ve bu rezil tabloya ülke sınırları içinde kimse tepki göstermiyor. Sporun jeopolitiği konusunda çalışan bir akademisyen olarak, tepkimi ve ne yapılması gerektiğini söylememem rağmen atılan herhangi bir somut adımın olmamasına üzülüyorum. Önümüzde takımlarımızın soykırımcı devletin takımlarıyla oynayacağı maçlar var. Örneğin Çarşamba günü Beşiktaş Euroleague’de soykırımcı devletin takımıyla karşılaşacak. Var mı bir tepki İrlandalılarınki gibi? Elbette yok. Aynı durum aslında F.Bahçe ve Efes için de geçerli; onlar da iki yıldır tepkisiz bir şekilde maçlarını oynuyorlar.
Ortaya çıkan bu tablo, ülkemizde sporun uluslararası ilişkilerde ne kadar güçlü bir stratejik araç olduğunun fark edilmediğini gözler önüne seriyor. Bilgi toplumu olmadığımız için de, akademisyenlerin ürettiği bilgiler pek dikkate alınmıyor. Bir son dakika gelişmesiyle yorumuma son vermek istiyorum. Euroleague’de oynayan soykırımcı devletin bir takımı, iç saha maçlarını Sofya yerine Kıbrıs Rum Kesimi’nde oynamak için Euroleague’e talepte bulundu. Bu gelişmeyle aslında İsrail, Türkiye’yi itibarsızlaştırmaya çalışıyor. Peki bizimkiler ne yapıyor? Hiçbir şey. Biz Kıbrıs Rum Kesimi’ni tanıyor muyuz? Hayır. Ama tanımadığımız bu ülkeye takım gönderme konusunda bir rahatsızlık duymuyoruz. Bu konuda artık Dışişleri Bakanlığı’nın somut adımları atması gerekiyor. Tanımadığımız Rum Kesimi’ne giden her Türk takımı, Ada’nın Türk kesiminde büyük üzüntü yaratıyor. Ayrıca bu durum, her zaman Rum Kesimi’nde de mutluk vesilesi oluyor çünkü “Türkler bizi tanıyor” coşkusu yaratıyor. Bu duruma ve soykırımcı devletin takımlarına karşı nasıl tepkisiz kalıyoruz gerçekten anlamış değilim. Tek kelimeyle YAZIK!