Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi önemli bir eşikten geçiyor. Buna neden eşik dedim bilmiyorum ama sanki mikrofona konuşuyorum gibi yazdığım için böyle söyledim.
Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC), bizim komitemize (kısaca TMOK), üye sayısının çokluğu nedeni ile ilettiği eleştirisi yanında yaşı 70’i geçmiş üyelerin, üyeliklerinin sona erdirilmesi gerektiği şeklinde yazılar gönderdiğini çeşitli zamanlarda öğrenmiş idim. Bu yüzden uzun süre yeni üye alımı yapılmamıştı. Yeni yönetim uzun süreden bu yana üye olmayı bekleyenler arasında bir değerlendirme yapmış, bazı adayları üye olarak olimpik aileye katmıştı.
TMOK, yaşı 70’i geçenler konusunda bir girişimde bulunmamıştı. Çünkü Türkiye’deki yasalara göre bir üyenin üyelikten çıkarılması için dernek tüzüğüne aykırı işlemlerin olması gerektiği bilindiğinden bu durum IOC’ye anlatılmıştı. Üyelerimizi TMOK’tan çıkaramayız denmişti. İşin ilginç yanı, bu konu, yakın zamana kadar hiçbir mecrada dile getirilmemişti. Nitekim, 70’e merdiven dayamak üzere olan bendeniz de bunu yeni öğrenmiş oldum.
Uluslararası kuruluşların zaman zaman üyelikler ve diğer konular üzerinde değişikliklere gitmesi gayet doğaldır. Buradaki konu eğer böyle bir şey vardı ise neden biz üyelere zamanında bildirilmedi? İşin bir başka yanı IOC’de yönetim kurulu üyesi olan, hatta başkan vekili olarak da görev yapan Uğur Erdener başkan, adı geçen konu ile ilgili olarak IOC’de neden bunun kavgasını vermedi?
Belki verdi ama bizim haberimiz olmadı?
Bu konuda tartışmaya gerek yok. Üye olduğunuz kuruluşun yönetim kurullarında ya da genel kurullarında kabul edilmiş bir karar için üye ülke komitelerinin karşı olması bir anlam ifade etmez. Genel kurul kararları kesin bir şekilde uygulanır.
Benim derdim, olimpiyat oyunlarının 2036 yılında yapılacak olanının ülkemize kazandırılmasıdır. Üye sayımız mı çok, hep beraber istifa edelim. Spor Federasyonları başkanlarının yönetim kurullarında olması mı gerekiyor, onları da alalım. Ancak bunları tartışırken Coubertin’in “olimpik sözleşme” metinlerini yeniden okumak gerekmez mi?
Neticede artık olimpiyatların düzenlenmesi bir “Core Business” olarak değerlendirildiğinden olimpik hayat, olimpizm, olimpik oyunlar ancak bir hayalden öteye taşınamayacak görünüyor biz Türkler için… 8 Mart 2026 günü yapılan olağan mali genel kurul sonrasında çıkardığım dersler bunlar. Yazılacak, konuşulacak çok şey var ama şimdilik burada kesmekte yarar var.
IOC sayfalarına girip oralarda bir miktar gezinmek gerekiyor. Ya da zaten yetmişe ulaşmak üzereyim konuyu pas mı geçeyim? Asla; her şey sonuna kadar ve doğrusuyla devam etmeli. Eski bir izci olarak verdiğim sözlerden vazgeçemem! Yazmaya devam edeceğim…