2 Nisan 2026 Perşembe

DOÇ. DR. SERDAR SAMUR

DOÇ. DR. SERDAR SAMUR

SADECE FUTBOL DEĞİL: TÜRK SPORUNDA SİSTEMİK KÖRLÜK

Yayınlama: 1 Nisan 2026 Çarşamba 19:46

Türkiye’de sporun sorunlarını konuşurken çoğu zaman gözümüzü futbola kilitliyoruz. Oysa mesele çok daha derin ve çok daha geniş. Futbol sadece en görünür alan. Asıl problem, sporun bütün branşlarına sirayet etmiş yapısal bir körlük.

Çünkü biz sporu bir “sistem” olarak değil, parçalı başarıların toplamı olarak görüyoruz.

Oysa gerçek şu: Türkiye’de spor, branş fark etmeksizin aynı zihniyetle yönetiliyor.

Basketbolda da, atletizmde de, yüzmede de, güreşte de tablo değişmiyor. Uluslararası başarı geldiğinde bireysel kahramanlık hikâyeleri yazıyoruz; başarısızlıkta ise kısa vadeli çözümler arıyoruz. Ama hiçbir zaman dönüp şu soruyu sormuyoruz:

Bu başarılar bir sistemin ürünü mü, yoksa istisna mı?

Ne yazık ki çoğu zaman istisna.

Çünkü spor yönetiminde temel yaklaşımımız değişmiyor. Branş fark etmeksizin yönetim kadroları, o alanın bilimini bilenlerden değil; o alana “ilgi duyan”, ilişkileri olan ve sistem içinde yer bulabilen kişilerden oluşuyor. Bu uygulama federasyonlardan kulüplere kadar benzer bir yapı üretiyor.

Sonra ne oluyor?

Her branş kendi içinde yeniden keşif yapmaya çalışıyor. Kurumsal hafıza oluşmuyor. Bir dönemin deneyimi, diğerine aktarılmıyor. Aynı hatalar farklı branşlarda tekrar tekrar yaşanıyor.

Bu noktada eğitim meselesi daha da kritik hale geliyor.

Spor bilimleri fakülteleri sadece futbol için değil, tüm branşlar için insan kaynağı yetiştirmek üzere var. Spor yönetimi, antrenman bilimi, performans analizi, spor psikolojisi, beslenme, sakatlık önleme… Bunların her biri modern sporun vazgeçilmez parçaları.

Ama biz bu alanları gerçek anlamda sistemin içine entegre edemiyoruz.

Çünkü hâlâ şu temel sorunu aşabilmiş değiliz:

Bilgi var, ama talep yok.

Bir sporcunun performansını bilimsel olarak artırabilecek uzmanlar var; ama karar verici mekanizma bu uzmanlığı zorunlu görmüyor. Bir yüzücünün gelişimini uzun vadeli planlayabilecek akademik birikim var; ama kısa vadeli sonuç baskısı bu planları boğuyor. Takım sporlarında veri analizi yapılabiliyor; ama sezgisel kararlar hâlâ baskın.

Bu uygulamalar bizi kaçınılmaz olarak şu noktaya getiriyor:

Bilim sistemin parçası değil, süsü haline geliyor.

Eğitim tarafında ise tablo daha da düşündürücü.

 

Spor bilimleri fakülteleri nicelik olarak büyüyor, ama bu büyüme nitelikle desteklenmiyor. Düşük taban puanlarla girilen, çoğu zaman bilinçli bir tercih yerine “alternatif” olarak görülen bu bölümler, sporun tüm branşları için kritik olan insan kaynağını zayıflatıyor.

Üniversiteler ise bu döngüyü kırmak yerine çoğu zaman sürdürüyor. Uygulama eksikliği, saha ile kopukluk ve mezuniyet standartlarındaki esneklik, diplomayı artırıyor ama yetkinliği garanti etmiyor.

Sonuçta ortaya çelişkili bir tablo çıkıyor:

Her branşta eğitimli insanlar var,

Ama hiçbir branşta bu insanlar sistemin merkezinde değil.

Peki sonra ne yapıyoruz?

Başarıyı ithal etmeye çalışıyoruz.

Yabancı antrenörler, yabancı sistemler, yabancı modeller… Oysa mesele milliyet değil, zihniyet. Eğer sisteminiz bilgiye dayanmıyorsa, dışarıdan getirilen bilgi de sürdürülebilir olmuyor.

Çünkü o bilgi, üzerinde çalışacağı kurumsal zemini bulamıyor.

Asıl sorun burada:

Türkiye’de spor, branşlar üstü bir yönetim anlayışına sahip değil.

Her federasyon kendi içinde hareket ediyor, ama ortak bir spor politikası, uzun vadeli insan kaynağı planlaması ve bilim temelli bir yönetim standardı oluşturulamıyor. Bunlar sporu bir “ülke politikası” olmaktan çıkarıp, dönemsel yönetimlerin insafına bırakıyor.

Oysa gerçek başarı, tek bir branşta değil; bütün branşlarda belirli bir standardı yakalayabilmektir.

Bunun ise aşağıdaki üç konuyu spor kültürü haline getirmek gerekir :

  • Bilgiyi merkeze koymak,
  • Liyakati zorunlu hale getirmek,
  • Ve sistemi kişilere bağlı olmaktan çıkarmak.

Aksi halde değişen sadece branş olur.

Sorun aynı kalır.

Ve biz her seferinde farklı bir sahada, aynı hayal kırıklığını yaşamaya devam ederiz.

Doç. Dr. Serdar Samur

(İstanbul Aydın Üniversitesi Spor Yönetimi Bölüm Başkanı)