Bir futbol kulübü satın alınabilir. Peki ya bir futbol
kültürü? Bugün Göztepe'nin tam da bu sorunun
ortasında olduğunu düşünüyorum...
Sport Republic 2022 yılında kulübün çoğunluk hisselerini devralması, Göztepe
camiasında büyük bir heyecan yarattı. Avrupa'nın kurumsal futbol anlayışı, veri
temelli yönetim modeli, mali disiplin ve uluslararası vizyon... Taraftarın beklentisi
açıktı: Göztepe artık sadece Süper Ligde kalıcı olmayacak, aynı zamanda geleceğini
de inşa edecekti.
Aradan yaklaşık dört yıl geçti.
Şimdi sormamız gereken soru çok daha önemli:
Sport Republic gerçekten Göztepe'yi mi inşa ediyor, yoksa küresel futbol yatırım
ağındaki bir halkayı mı yönetiyor?
Çünkü futbolda gerçek büyüklük, yapılan transferlerle değil, yetiştirilen oyuncularla
ölçülür.
Ve bana göre Göztepe'nin en önemli eksikliği tam da burada başlıyor..
Kulüp uzun yıllardır Türk futboluna damga vuracak kendi oyuncusunu yetiştiremedi.
Bu konu artık sadece teknik bir sorun değil, stratejik bir tercihin sonucudur.
Mehmet Sepil döneminde kulüp, Süper Lig hedefi doğrultusunda önemli adımlar attı.
İmam Altınbaş döneminde başkan vekili tarafından arazisi bulunan Urla'da Göztepe
Adnan Süvari Tesisleri hayata geçirildi, Gürsel Aksel Stadyumu ise modern bir
görünüme kavuşturuldu. Bunlar asla küçümsenemeyecek hamlelerdi.
Ancak bir gerçek hiç değişmedi.
Göztepe hâlâ Avrupa standartlarında bir futbol akademisine sahip değil.
Yıllarca aynı cümleleri duyuldu:
Arsa bulunacak;
Proje hazır.
Son aşamaya gelindi.
Ardından dünyanın sayılı spor yatırım gruplarından biri kulübün yönetimini devraldı.
Doğal olarak herkes şu düşünceye kapıldı:
Artık bu mesele çözülecek.
Ama çözülmedi.
Üstelik Sport Republic Başkanı Rasmus Ankersen'in şu açıklaması dikkat çekiciydi:
Elit futbol akademisi yatırımımızın temeliydi. Paramız hazır ama iki buçuk yıldır arsa
sorununu aşamadık.
Bu açıklamayı okuyunca insan ister istemez şu soruyu soruyor:
Eğer akademi gerçekten öncelik olsaydı, iki buçuk yıl sadece arsa beklenerek
geçirilebilir miydi?
Çünkü futbolda öncelikler açıklamalarla değil, alınan kararlarla anlaşılır.
Diğer tarafta ise transferler hiç durmadı.
Yaklaşık yetmiş beş oyuncu transfer edildi.
Model oldukça tanıdık.
Ucuz al...
Geliştir...
Sat...
Aslında bu model yanlış değildir. Günümüz futbol ekonomisinin en başarılı
örneklerinden biridir.
Ancak tek başına yeterli değildir.
Çünkü her sezon yeniden takım kurarsınız.
Her sezon yeniden uyum problemi yaşarsınız.
Her sezon yeniden risk alırsınız.
Oysa güçlü bir akademi yalnızca futbolcu yetiştirmez.
Kulübün kimliğini oluşturur.
Aidiyet duygusunu güçlendirir.
Taraftarıyla bağı kuvvetlendirir.
Ve en önemlisi sürdürülebilir başarıyı mümkün kılar.
İşin en dikkat çekici yanı ise Sport Republic'in amiral gemisi olan Southampton
örneğidir.
Southampton yıllarca Gareth Bale, Theo Walcott, Luke Shaw, Adam Lallana ve
James Ward-Prowse gibi dünya futboluna damga vurmuş oyuncular yetiştirdi.
Peki aynı yatırımcı neden aynı akademi modelini Göztepe'de kurmuyor?
Belki de cevabı, çok kulüplü sahiplik modelinin doğasında aramak gerekiyor.
Sport Republic açısından Göztepe; Türkiye pazarına açılan stratejik bir kapı,
Avrupa'ya oyuncu taşıyan önemli bir istasyon ve küresel oyuncu geliştirme ağının
değerli bir parçası olabilir.
Bunda yanlış olan bir şey yok.
Ancak Göztepe taraftarı yalnızca başarılı bir yatırım projesinin parçası olmak
istemiyor.
Onlar güçlü bir kulüp görmek istiyor.
Kendi çocuklarının sarı-kırmızı formayla büyüdüğünü görmek istiyor.
Belki de bugün yeniden şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Acaba Göztepe, İzmir'in güçlü sanayi kuruluşları, turizm markaları ve yerel
sermayesiyle oluşturulacak profesyonel bir ortaklık modeli sayesinde çok daha farklı
bir hikâye yazabilir miydi?
Belki geleceğin modeli de tam olarak budur.
Yabancı yatırımın kurumsallığı...
Yerel sermayenin aidiyeti...
Profesyonel yönetimin disiplini...
Hiç kuşkusuz Sport Republic kulübe mali disiplin kazandırdı.
Göztepe bugün borç batağında değil.
Süper Lige döndü.
Avrupa hedefini konuşuyor.
Bunlar önemli başarılar.
Ancak büyük kulüpler sadece lig sıralamasıyla büyümez.
Büyük kulüpler kendi oyuncularını yetiştirdikleri gün gerçek anlamda büyür.
Altınordu bunu gösterdi.
Trabzonspor bunu defalarca kanıtladı.
Avrupa'nın bütün büyük kulüpleri aynı gerçeği yıllardır ortaya koyuyor.
Transfer yapmak bugünü kurtarabilir.
Ama akademi kurmak geleceği değiştirir.
İşte bu yüzden bugün kafalara takılan ve merak edilen konu :
Sport Republic Göztepe'de gerçekten ne inşa ediyor?
Bir futbol takımı mı?
Bir oyuncu portföyü mü?
Yoksa onlarca yıl yaşayacak bir futbol kültürü mü?
Bu sorunun cevabı, Göztepe'nin sadece önümüzdeki sezonunu değil, önümüzdeki
elli yılını belirleyecektir...
KAYNAK: www.fotospor.com.tr