Hangi ülkede daha çok söylenir bilmem ama bu atasözünün kısası şudur: “Daha yükseğe atlamak istiyorsan bir adım geriye alacaksın...” Bize bunu spor akademisi öğrenciliğimiz dönemlerinde atletizm hocalarımız söylerdi.

Bir gün, bir arkadaşımız, atletizm pistinin kenarındaki duvara kadar geriye gitmiş ancak bir adım daha geriye gitme şansı olmadığı için uzun atlamaktan vazgeçmişti. Bir adım geriye gitmek için pistin duvarlarının kendisine engel olduğunu söylemiş idi. Sonrası malum, atletizm dersinden çaktı!

Aslında birçok sektörde bu atasözünü sıklıkla duyarız. Üst mevkilere çıkmak, terfi almak, sporda derece yapmak, büroda şef olmak, biraz daha üst düzeylerde görev almak için adımların geriye alınmasının gerekliliğinden söz edilmesi oldum olası benim garibime gitmiştir.

Bir yere ulaşmanın ya da üst pozisyonlara gelmenin eğitimden, kültürden, deneyimden ve en önemlisi çalışkanlıktan geçtiğine her zaman inanan birisi olarak konuyu yazıya döktüm.

Çoğu kez, liyakatın dikkate alınmayarak üstlere çıkılabildiğini görmek beni şaşırtmıyor. Hiçbir özelliği olmadan ya da herhangi bir eğitim, kültür, deneyimi olmadan bir şekilde bir pozisyona ulaşan kişileri görmek şahsen beni çalıştığı kurumlar açısından endişelendiriyor.

Gelenek, kalite, özen ve kamusal düzenin negatif etkileneceği bu türden üstlere tırmanmaya çalışanlar ya da bunun yolunu açanlar benzer sorumluluklar taşıyacaklardır.

Yakın bir hedef olarak 2027 İstanbul Oyunları, henüz netleşmemiş olsa da 2036 Olimpiyat Oyunları ve onun öncesinde 2028 Los Angeles, 2032 Brisbane Olimpiyat Oyunlarına sporcu, federasyon, yönetici ve sponsorlarımızla ortak akılda birleşerek ve asla bir adım bile geri atmayarak agresif biçimde ilerlemek gereklidir.

Yukarıda yazdıklarım hemen her sektörde karşımıza çıkabilen örnekler olarak görünse de iş spora gelince durum farklı olmalıdır. Kaybedecek bir dakikamız bile yoktur. Aktif biçimde sporcu yetiştiren kulüplerimiz ve onların bağlı oldukları spor federasyonları ile doğrudan temasa geçilmelidir.

Üniversitelerimizin spor bilimleri fakültelerinin olimpik sporlar açısından neler yaptıkları hızla incelenmelidir. Gazete, televizyon ve sosyal medya kanallarında spor ve spora dönük yapılmakta olan programlar gözden geçirilmeli, düzenlenecek organizasyonlardaki seyircilerimizin daha bilinçli ve tutarlı sporsever olarak tribünlerde yer alabilmelerini sağlamalıyız.

Bu durumda, artık geriye adım atmadan bir plan dahilinde, doğru insan kaynakları ile hedefe kitlenmiş şekilde çalışmaya başlamalıyız. Bunu başarmak için eğer bir örnek arayacaksak bunu size gelecek yazımda anlatacağım. Şimdilik biraz sabır…

İstanbul, 30 Nisan 2026