YUSUF YALKIN YAZDI: “BİLİNEN TAKTİĞE BOYUN EĞDİK…”
Çok sevdiğim bir söz vardır; “fizik matematiği yener!..”
Bugün bu gerçeği sahada bir kere daha gördüm.
Siz istediğiniz kadar istatistik bilgilerinizi alt alta koyup kendinizi “üstte görün”, bu "fiziki gücü” alt etmenize yetmiyor!
Hemen örnekleyelim, Avustralya taktik gereği kapalı savunma yapıp, üstümüze gelmeyince Millilerimiz bugün ağır aksak da olsa, “30 gol girişiminde bulundu” göründü, ama gol atamadı! Yani, rakip bize evinin kapısına gelene kadar karışmadı ama evine sokmadı…
Avustralya ise 8 girişim yaptı, 2 gol attı!.. Onlar için “Yeni bir şey değil” bu; kendi taktiklerini uyguladılae sadece!
Bu arada rakip oyuncuların özellikle de ilk golde ve savunma yaparken müthiş “fizik güçlerine” şahit olduk. Golleri kalecimiz ve savunmamız sadece seyretti!
Dahası, Avustralya’yı kime sorsanız, size vereceği cevap aynıdır:
“Bu takımın öncelikli planı gol yememektir. Savunma ağırlıklı oyundur ve de hızlı oyuncularla kontratak yapmaktır.”
Adamların, uzun zamandır taktik planları ve oyun anlayışları bu. Ve bunu bize karşı da “Harfiyen” uyguladılar. Biz de yedik!
* * *
Bizim “oyun planını” anlayan var mı peki?
Futbol anlayışında kesinlikle “hızlı hareket etme düşüncesi” olmayan Hakan’ın yönettiği bir takımın, tam tersi düşünceyi taşıyan Arda ve Orkun ile orta sahasına “canlılık” getirmesi mümkün mü? Bir kere “pas trafiği” bu farklı kafalar arasında kesinlikle “verimli biçimde” kurulamaz! Herkes Hakan’ı arayıp ayağına topu atana kadar rakip çoktan önlemini almış oluyor zaten!
Türkiye’nin sahada bu kadar ağır bir futbola yönelmesine uzun süre tahammül eden Teknik Direktör Montella büyük kusur işlemiştir! "Falanı niye oynatmadı, şunun yerine bunu neden almadı" demiyorum. Ancak, oynayan ve kenarda görev bekleyen birçok yetenekli futbolcumuz var; ama bu "ağır oyun düzeninde" kendilerini nasıl göstersinler ki?
Alınan kötü sonucun temel sebebi budur.
Dünyada “ağır futbol” diye bir düşünce yok olmaya yüz tutmuşken, Türkiye bu maçta uzun süre “çok daha ağırını” oynadı futbolun... Daha doğrusu futbol oynamadı! İş işten geçtikten sonra “can havliyle" saldırmak sonucu değiştirmeye yetmedi tabi... Çünkü rakip o kadar güçlüydü ki, oyundan hiçbir zaman düşmedi.
Bu nedenle bu kadar büyük organizasyonlarda ağır hareket eden futbolcuların da güçsüz futbolcuların da artık yeri yoktur. Veya kenarda tutulur; skora göre taktik gereği 10- 15 dakika oyuna alınabilirler!
O kadar…
Özetlersek; Avustralya kendi futbol anlayışı ve planını hiç bozmadığı gibi bizi de kafasında kurguladığı "bir oyun şablonunun" içine hapsetti.