Futbol Dünya Kupasında neden hakemimiz yok sorusuna henüz doğru cevaplar bulamamışken, TFF’nin (Türkiye Futbol Federasyonu) Yeditepe Üniversitesi ile hakem eğitimi üzerine bir iş birliği anlaşması yapması önemli bir gelişmedir.

Çeşitli yayın kuruluşlarının ve bazı otoritelerin, kupada hakemimizin olmayışına ilişkin görüşlerini birkaç haftadır takip ediyorum. Çok farklı yaklaşımların ortaya çıkıyor olması beni son derecede şaşırtıyor. Ancak, Dünya Kupasında hakemimiz yok. Belki Gürcistan adına orada yönetici-eğitmen sıfatı ile bulunacak olan Cüneyt Çakır bizi memnun edebilir.

Geçtiğimiz sezon, takımların performanslarından çok daha fazla konuşulan konu, hakemler ve onların verdiği kararlar üzerine olmuştu. Ağırlıklı olarak, maçı kaybeden her takım hakem üzerine konuşuyor ve neredeyse hakeme yenildiklerini dile getiriyorlardı. Oysa takımların sergiledikleri oyun anlayışları, oyuncuların atletik ve mental görünümlerinden (hatta buna, teknik adamların yüz ifadelerini de eklemeliyim) pek söz eden yok!

Takımların performansı yanında hakem yönetimi değerlendirmelerindeki olumsuz görüşlerin artması üzerine TFF önemli bir karara imza attı. Eğitimin şart olduğu görüşünden yola çıkarak Üniversiteye başvurdu. Seçtiği Üniversite Yeditepe oldu. Bununla ilgili ilk eleştiri, spor bilimleri fakültesi olmayan bir Üniversitenin seçilmesi idi!

Bünyelerinde Beden Eğitimi Spor Öğretmenliği Bölümünden Spor Yöneticiliğine kadar birçok bölüm barındıran spor bilimleri fakülteleri, TFF’nin bu kararı üzerine bir araya gelmelidirler… Niçin spor bilimleri fakültesi olan bir Üniversite değil de bu bilimin herhangi bir programı olmayan Üniversite seçildi?

Hakem yetiştirme ve eğitimi bir gelenek olmakla beraber bilimdir. Antrenör yetiştirmede birçok ülke kendi Üniversiteleri ile iş birliği içerisinde yol almaktadır. Türkiye’de hem hakem hem de antrenör yetiştirme, bir kanun ile kurulmuş olan TFF tarafından yürütülmektedir. Federasyon isterse gerek bireysel gerekse kurumsal destekler alabilir, çeşitli protokoller yapabilir ve ardından olmasını arzu ettiği profillerdeki hakem ve antrenörü futbolun hizmetine sunar.

Antrenörlerin başarısızlığı olarak genelde takımların oynadıkları maç sonuçları belirleyici olduğundan onların değişimine sıklıkla şahit oluyoruz.  Sezon sonunda, sezonda antrenör değişikliği yaşanıyor. Ama hakemler için durum böyle değil. Gözlemci raporlarına göre bazı hakemlerin dinlendirildikleri biliniyor. Çoğu zaman maçlara atanacak hakem bulmada yaşanan sorunlara da tanık oluyoruz. Bu ve buna benzer hakem sorunlarının oldukça düşük düzeylere inmesi amaçlı bu girişim dikkatle takip edilmelidir.

Hakemler için sürekli bir kaynak bulunmalı, var olanlar sürekli geliştirici ve performans arttırıcı eğitim süreçlerinden geçirilmelidir.  

Hakem kaynağı olarak bir ara, spor bilimlerinde “Hakemlik Bölümü” açılması üzerine görüşler ileri sürülüyordu. Bazı Üniversitelerde küçük kıpırdanmalar olsa da yasal olarak bunun arkası gelemedi. Alan, tamamen futbol federasyonunun yönetimi, planı ve denetimi altında sürmektedir.

Burada, hakem sayısı, hakemlik yönetiminin kalitesinin arttırılması ve stabil hale getirilmesi üzerine yapılan girişim ve eğitimlere itibar edilmelidir.

Hakem eğitiminde, fiziksel profil, atletik performans, kural-yönetim bilgisi, spor kültürü ve yabancı dil önemli parametrelerdir. Hakemlerin seçilme aşamalarından itibaren bu beş konu dikkatle etüt edilmeli, yaşam boyu sürecek bir sistemle yönetilmelidir.

Tüm bunlardan sonra şunu ilave etmeliyim; sürekli dinleyicisi olduğum Radyo Gol’de hakem eğitimi ve MHK yönetimi konusunda Prof. Dr. Lale Orta’nın görüşlerini dinledim. Dikkate alınmalı ve yeni yapılanma planlamasında fikirleri uygulamaya yansıtılmalıdır.

 

İstanbul, 22 Mayıs 2026