15 Ekim 2026 Perşembe
DOLAR 49.42 ₺
EURO 55.57 ₺
STERLIN 65.76 ₺
G.ALTIN 6,600.15 ₺
BTC 80,909.07 $
ETH 2,362.64 $
BİST 0.00

    PROF.DR.HAKAN LEVENT GÜL

    AYNI NAKARAT: DERS ALDIK, ÖNÜMÜZDEKİ MAÇLARA BAKACAĞIZ…

    Yayınlama:

     

    Futbolu bizden daha büyük bir tutkuyla yaşayan kaç ülke var? Milyonlarca taraftar, dolup taşan statlar, astronomik transferler, bitmeyen tartışmalar ve her sezon yeniden kurulan büyük hayaller…

    Kendi ligimizde her takım büyük, herkes Avrupa’ya meydan okumaya hazır. Peki, Kapıkule’yi geçince ne oluyor?

    Mesele yalnızca maçların skoru değil, yıllardır değişmeyen sonuçların arkasındaki anlayıştır. Tribünlerimiz doluyor, taraftarlarımız tutkulu, futbola harcanan paralar ve yapılan transferler küçümsenecek gibi değil. Buna rağmen Avrupa’da beklediğimiz başarıyı neden sürdüremiyoruz?

    Günü kurtaran transferler, kısa vadeli başarı beklentisi, sürekli değişen teknik kadrolar, altyapıya yeterince sabır gösterilmemesi ve başarısızlığın sorumluluğunu üstlenmek yerine mazeretlere sığınmak… Bütün bunlar, futbol kültürümüzü yeniden düşünmemizi gerektiriyor.

    Burada üniversitelerimizi ve spor bilimlerini de konuşmalıyız. Spor Bilimleri Fakülteleri; antrenörler, spor yöneticileri ve spor alanında uzmanlaşacak insanları yetiştiriyor. Peki, bu kurumlarla kulüpler arasındaki iş birliği ne kadar güçlü? Bilimsel araştırmalar sahaya ne ölçüde yansıyor? Yetenek seçimi, sporcu gelişimi ve performans değerlendirmesi ne kadar bilimsel temellere dayanıyor?

    Modern futbol yalnızca yetenekli oyuncularla başarıya ulaşmıyor. Spor fizyolojisi, biyomekanik, beslenme, psikoloji ve veri analizi, üst düzey rekabetin ayrılmaz parçaları. Üniversitelerde üretilen bilginin kulüplere, sahada kazanılan deneyimin ise akademiye aktarılması gerekiyor. Başarı, bilimi sahaya taşıyan, insan kaynağına yatırım yapan ve sabırla sistem kuran ülkelerin elinde şekilleniyor.

    Mesele yalnızca futbol da değil. Kendi kapasitemizi gerçekçi değerlendirmek, planlama yapmak ve başarıyı kişilere değil sistemlere bağlamak, hayatın pek çok alanında önem taşıyor.

    Kapıkule’yi geçince değişen coğrafya değil; rekabetin seviyesi ve eksiklerimizin görünürlüğüdür.

    Fenerbahçe, Galatasaray, Beşiktaş, Trabzonspor ya da diğer takımlarımız… Avrupa’da alınan her başarı, yalnızca bir kulübün değil, hepimizin gururudur. Her başarısızlık da Türk futbolundaki gelişmesi gereken yönleri gösterir.

    Artık birbirimize üstünlük sağlamaktan daha büyük bir hedefimiz olmalı: Avrupa’da saygı duyulan, başarısı tesadüflere değil; eğitime, bilime, planlamaya ve sağlam bir sisteme dayanan bir futbol ülkesi olmak.

    Çünkü başarı, yalnızca sahaya çıkan on bir oyuncuyla değil, onları yetiştiren, bir araya getiren ve takım ruhuyla buluşturan bir sistemle kazanılır.

    Prof.Dr.Hakan Levent GÜL