12 Ağustos 2026 Çarşamba
DOLAR 47.74 ₺
EURO 55.14 ₺
STERLIN 64.52 ₺
G.ALTIN 6,709.39 ₺
BTC 64,002.59 $
ETH 1,876.68 $
BİST 0.00

    DR.HAKAN KURU

    DR.HAKAN KURU

    BİSİKLET ÜZERİNE ŞÜPHELER

    Yayınlama: 11 Ağustos 2026 Salı 16:41

     

    Profesyonel bisiklette sarı mayoyu taşıyan yalnızca yarışın lideri değildir. O mayo, geçmişten kalan kuşkuları da beraberinde taşır. Lance Armstrong yılları, sistematik takım dopingi ve yıllar sonra değişen sonuçlar, izleyiciye acı bir ders verdi. Gördüğün şeye hemen inanma.

    Tadej Pogačar ve Jonas Vingegaard’ın performansları karşısında duyulan şüpheyi bu geçmişten bağımsız değerlendirmek mümkün değil. Biri rakiplerini tarihi tırmanış dereceleriyle geride bırakıyor, diğeri zaman denemelerinde dünyanın en iyi bisikletçilerine dakikalar ölçüsünde fark atabiliyor. Her olağanüstü performansın ardından aynı soru yeniden beliriyor: Bu hâlâ insan performansının doğal sınırları içinde mi?

    Bu sorunun kolay bir cevabı yok. Fakat 2026 Tour de France’ında yaşananlar, tartışmayı performans tablolarından anti-doping kurumlarının kapısına taşıdı.

    Gece yarısı gelen kontrol

    19 Temmuz 2026’ya bağlanan gece Jonas Vingegaard saat 02.00’de, Tadej Pogačar ise yaklaşık 05.00’te habersiz doping kontrolüne alındı. Bunlar yarış liderinin etap sonunda verdiği rutin örneklerden farklıydı. Normal dinlenme saatleri dışında yapılan kontroller istisnai kabul ediliyor ve Fransa’da hâkim izni gerektiriyor. Paris’te görevli bir hâkimin ilgili kontrollere önceden izin verdiği doğrulandı.

    UCI daha sonra yaptığı açıklamada, gece kontrollerinin “sınırlı ve gerekçelendirilmiş koşullarda” uygulandığını belirtti. Ancak bu gerekçenin ne olduğu açıklanmadı. Kamuoyu, kararın biyolojik pasaport verisine mi, performans örüntüsüne mi, alınan bir istihbarata mı yoksa başka bir risk göstergesine mi dayandığını bilmiyor.

    Burada önemli bir ayrım var. Hedefli kontrol, pozitif test değildir. Hâkim izni de sporcuların suçlu bulunduğu anlamına gelmez. Anti-doping kurumu, şüpheyi doğrulamak veya ortadan kaldırmak amacıyla böyle bir yöntem kullanmış olabilir. Nitekim iki sporcu hakkında da açıklanmış bir pozitif sonuç, geçici uzaklaştırma ya da resmî doping suçlaması bulunmuyor.

    Yine de bu gelişmeyi “sıradan sosyal medya söylentisi” diyerek geçiştirmek de mümkün değil. Gece kontrolü, kurumların rutin programın ötesinde inceleme ihtiyacı gördüğünü gösteriyor. Şüphenin içeriği gizli; varlığı ise artık tamamen hayal ürünü değil.

    Şüpheyi büyüten performanslar

    Pogačar ve Vingegaard’a ilişkin tartışmalar gece kontrollerinden önce başlamıştı. Vingegaard’ın 2023 Tour de France zaman denemesinde Pogačar’a 1 dakika 38 saniye fark atması büyük şaşkınlık yarattı. Yarış lideri iki gün içinde dört kez kontrol edildi, pozitif sonuç açıklanmadı.

    Pogačar’ın 2024’te Plateau de Beille tırmanışında sergilediği performans ise geçmişte doping dönemleriyle özdeşleşen tırmanış derecelerinin üzerine çıktı. Tahmin edilen güç değerleri, modern bisiklette beslenme, aerodinamik, antrenman ve ekipman gelişmelerinin olağanüstü performansı ne ölçüde açıklayabileceği tartışmasını yeniden başlattı.

    Burada güç tahminlerinin tek başına doping kanıtı olmadığını hatırlamak gerekiyor. Televizyon görüntülerinden veya tırmanış süresinden hesaplanan watt değerleri; sporcunun gerçek ağırlığı, rüzgâr, yol yüzeyi, bisiklet ve takım taktiği gibi bilinmeyenlerden etkileniyor. Ancak bu hesaplamalar anti-doping kurumları için birer risk göstergesi olabilir. ITA’nın 2026 Tour programı, performans eğilimlerinin hedefli test planlamasında kullanıldığını açıkça belirtiyor.

    Karbonmonoksit tartışması

    Şüpheyi besleyen bir başka konu, her iki sporcunun takımlarında kullanılan karbonmonoksit yeniden soluma sistemleri oldu. Bu cihazlar düşük miktarda karbonmonoksit yardımıyla toplam hemoglobin kütlesini ölçmek ve irtifa antrenmanına verilen yanıtı izlemek için kullanılabiliyor. Fakat aynı gazın tekrarlı ve tanı dışı kullanımının kırmızı kan hücresi üretimini uyararak performans avantajı sağlayabileceği ileri sürüldü.

    Pogačar ve Vingegaard, cihazın kendi takımlarında ölçüm amacıyla kullanıldığını daha önce kabul etti. Bu uygulama gündeme geldiği dönemde WADA tarafından açık biçimde yasaklanmış değildi. Önce UCI tekrarlı kullanıma sınırlama getirdi; ardından WADA, 1 Ocak 2026’dan itibaren karbonmonoksitin tanı dışı kullanımını yasaklı yöntemler listesine aldı. İki sporcunun yeni yasağı ihlal ettiğine ilişkin kamuya açıklanmış herhangi bir bulgu yok.

    Dolayısıyla karbonmonoksit meselesi geçmişe dönük bir doping hükmü oluşturmuyor. Buna karşın elit sporun sürekli tekrarlanan bir sorununu görünür kılıyor: Bir yöntem yasaklanmadan önce ne kadar ileri gidilebilir? Kurallara uygun olmak ile sporun ruhuna uygun olmak her zaman aynı şey mi?

    Takımların geçmişi sporcuların bugünü müdür?

    Pogačar üzerindeki kuşkuların bir bölümü UAE Team Emirates’in yöneticisi Mauro Gianetti’nin geçmişinden kaynaklanıyor. Gianetti’nin daha önce yönettiği Saunier Duval takımı, Riccardo Riccò ve Leonardo Piepoli gibi sporcuların doping vakalarıyla ağır biçimde sarsılmıştı. Gianetti kendisinin doping yaptığını ve bu vakalardan sorumlu olduğunu reddediyor.

    Bu geçmişi görmezden gelmek saflık olur; doğrudan Pogačar’a karşı kanıt gibi kullanmak ise suçluluğu ilişki yoluyla kurmak anlamına gelir. Bir takım yöneticisinin geçmişi daha güçlü denetim için gerekçe sağlayabilir, fakat sporcunun doping yaptığını göstermez.

    Vingegaard’ın sicilinde ise 2019’da görevlilerin kendisine ulaşamadığı tek bir kontrol bulunuyor. Vingegaard telefonunu başka odada bıraktığını ve kapı zilinin çalışmadığını, görevlilerin iki gün sonra yeniden geldiğini söyledi. Bu olay bir pozitif test değildi ve herhangi bir cezaya yol açmadı. Tek bir kontrolde bulunamamak ile doping ihlali aynı şey değil; ihlal için belirli süre içinde birden fazla bildirim veya kontrol hatasının birikmesi gerekiyor.

    Negatif test neyi kanıtlar?

    “Hiç pozitif çıkmadılar, demek ki temizler” yaklaşımı da “Bu kadar güçlü olmaları imkânsız, demek ki doping yapıyorlar” yaklaşımı da kanıtın taşıyabileceğinden daha kesin sonuçlara ulaşıyor.

    Negatif bir test, alınan örnekte o anda ve kullanılan yöntemle yasaklı bir madde veya yöntem tespit edilmediğini gösterir. Mikrodozlama, kısa tespit pencereleri, henüz bilinmeyen maddeler ve yeni yöntemler nedeniyle her ihlalin anında yakalanması mümkün olmayabilir. Buna karşılık olağanüstü performans, eski rekorların kırılması veya şüpheli bir takım çevresi de tek başına suçluluk kanıtı değildir.

    Bu nedenle modern anti-doping sistemi tek bir idrar testine dayanmıyor. Biyolojik pasaport, kan ve hormon göstergelerindeki uzun dönemli değişimleri izliyor; yarış içi ve yarış dışı kontroller birlikte değerlendiriliyor. ITA, 2026 Tour’u öncesinde yarışa katılması beklenen sporculardan 360’tan fazla yarış dışı kontrol örneği aldığını, yarış sırasında yaklaşık 600 örnek toplamayı planladığını açıkladı. Seçilen numuneler, gelecekte geliştirilecek yöntemlerle yeniden analiz edilebilmesi için on yıla kadar saklanıyor.

    Bu ayrıntı önemli. Bugün kapanmış görünen bir dosya, yeni bir analiz yöntemiyle yıllar sonra yeniden açılabilir. Bisiklet tarihi bunun örnekleriyle dolu.

    Şüphe ile hüküm arasındaki çizgi

    Pogačar ve Vingegaard hakkında bugün söylenebilecek en dürüst cümle şu: Kamuya açık bir doping kanıtı veya resmî suçlama yok; fakat anti-doping kurumlarının açıklamadığı gerekçelerle yürüttüğü yoğun ve hedefli denetim var.

    Sporseverin görevi bir mahkeme kurmak değil. Fakat geçmişi unutup her performansı sorgusuz kabul etmek de bisiklete hizmet etmiyor. Sağlıklı şüphe, sporcuyu peşinen suçlu ilan etmeden şeffaflık, bağımsız denetim ve uzun dönemli numune saklama talep edebilmektir.

    Belki bugünkü profesyonel bisikletin en büyük trajedisi budur: Temiz bir sporcu, geçmişte başkalarının işlediği suçların gölgesinde yarışmak zorunda kalıyor. İzleyici ise gördüğü olağanüstü performansa hayran olmakla ona kuşkuyla bakmak arasında sıkışıyor.

    Şimdilik elimizde kesin bir hüküm yok. Pogačar ve Vingegaard’ın başarıları resmî olarak geçerli, ikisi hakkında da açıklanmış bir doping ihlali bulunmuyor. Fakat gece yarısı çalınan o kapılar, soruların henüz bitmediğini gösteriyor.

    DR. HAKAN KURU