Ülkeleri, şehirleri, doğayı gezmek için değişik seçenekler var. Turlara katılabilirsiniz, uçakla, trenle seyahat edebilir; otellerde veya pansiyonlarda kalabilirsiniz. Bunların dışında karavanla yola çıkıp, beton yığınlarına mecbur kalmadan, doğada ve/veya istediğiniz “uygun” yerlerde tatilinizi özgürce değerlendirebilir, “sessizliğin sesini” dinleyerek huzur bulabilirsiniz.
Karavan bildiğiniz gibi içinde duşu, tuvaleti, suyu, elektriği olan, çok lüks olmasa da günlük gereksinmelerinizi karşılayacak “gezgin bir ev”. Minibüs şeklinde motorlu olanlarına “motokaravan”, ayrı bir araçla çekilenlere ise “çekme karavan” deniyor. Yapımı sırasında önce bir proje çizdiriliyor, imalat sonrasında TSE tarafından standartlara uygun olup olmadığı kontrol ediliyor, TÜVTURK tarafından muayenesi yapıldıktan sonra ruhsata işleniyor. Kısacası her tür güvenlik kontrolünden geçiriliyor. Güneş panelleri, araç aküsü dışında mevcut olan jel aküleri dolduruyor, invertör denilen bir sistem akülerdeki 12 voltu 220 volta dönüştürüyor, buzdolabı ve/veya diğer elektrikli aletleri çalıştıracak akım sağlanmış oluyor.
Evet, “özgürlük aracı” dediğimiz karavanımızla gezerken, başkalarının özgürlüklerine müdahale etmememiz, belirli kurallara uymamız gerekir. Ancak ne yazık ki, son zamanlarda karavan sahipleri buna pek dikkat etmiyorlar. Sahillere dikey değil, paralel park ederek, haftalarca hatta aylarca orada konaklayarak, yazlıkların manzarasını kapatarak, gece yüksek sesle müzik dinleyerek çevreyi rahatsız ediyorlar. Bununla da yetinmeyip, kirli atık sularını ve tuvalet içlerini rast gele yerlere boşaltarak "çevre kirliliğine" neden oluyorlar. Bu konularda yapılan şikâyetler sonrası artık çoğu yerlerde valilikler ve/veya belediyeler tarafından karavanların sahillerde, ormanlık alanlarda rast gele park etmeleri yasaklanmış bulunmaktadır. Yerleşim yerlerinin uzağında veya dağ başlarında uygun yerlerde park edilebilir veya ücretli karavan kampinglerinde kalınabilir.
Bence uygarlığın ölçüsü, özgürlüğümüzün sınırının başkalarının özgürlüğünün sınırı ile bittiğini fark edip, buna ne kadar uyduğumuzla ilgili. Yalnızca karavan yaşamından söz etmiyorum, metroda oturuş şeklimiz, kaldırımlarda yürüyüşümüz, karşımızdaki insana hitap şeklimiz vb. davranışlarımız bizim ne denli “uygar bir insan” olduğumuzun göstergesidir.