23 Eylül 2026 Çarşamba
DOLAR 48.84 ₺
EURO 55.73 ₺
STERLIN 64.87 ₺
G.ALTIN 6,769.69 ₺
BTC 85,552.62 $
ETH 2,738.02 $
BİST 0.00

    PROF.DR. YAVUZ TAŞKIRAN

    OKULLARIMIZDAKİ TEHLİKE…

    Yayınlama:

     

    Okullarımızdaki tehlike…

    Bunun sebepleri üzerine bir hayli fazla sayıda değerlendirme ve yorum yapanları

    izliyorum. Hiç birisi bunun erken çocuklukta ve ilköğretimin ilk kademesinde beden

    eğitimi ve spor derslerinin yapılmayışına bağlayamadı.

    Bu olayların, sosyal medya, aile, kişilerin/kurumların tutumları, uygulama ve görüşleri ile de ilgisi olacaktır elbette.

                                                                      * * *

    Küçücük çocuklarımızın inanılmaz düzeyde hareket ve oyun ihtiyacı varken “Atlama,

    zıplama, koşma, terlersin, aman ha” diyerek onların en doğal davranışlarını

    sergileyebilecekleri bir dönemde inanılmaz boyutlarda engeller yaratanlar acaba

    kimlerdir? Başta anne ve babalar, sonra okul ve ardından toplumsal sürüklenmelerdir.

    “Anne ve baba eğitimi” konusunda ne kadar başarılı olduk? Bugün yüksek düzeyli

    boşanma oranlarını okuyoruz, izliyoruz. Ekonomik nedenlerin başı çektiği bu

    durumlarda, en çok etkilenenlerin başında çocuklarımızın geldiği alenen

    bilinmektedir. Keza düşük gelirli aile yapılarında da buna benzer tablolarla

    karşılaşıyoruz.

    Okullarımızda devlet ve özel ayrışması, tanımlaması güç düzeylere ulaştı. Bazı

    ailelerin çocuklarını okullara göndermeme eğilimi içinde oldukları biliniyor. Şimdilerde

    değişik meslek gruplarında olup okul çağına gelmiş çocukları için eğitim kurumu

    aramak, önermek bugünlerde yaptığım işler arasında yer alıyor.

    Ama şunu gözlemlediğimin de farkındayım: Anne ve babaları “egzersiz ve spor”

    yapmışsa, çocuklarını spor yapmaya teşvik etmiş ve onlarla bizzat ilgilenmişlerse, o

    çocuklar hem girdikleri sınavlarda başarılı oluyorlar hem ilerideki meslek hayatlarında

    inanılmaz pozisyonlarda çalışıyorlar. Bunun altını çizerek sizlerle paylaşıyorum.

                                                              * * *

    Geleceğimizi tasarlamada “sporun yeri” unutulmamalıdır. Ancak bunun planlaması ve

    yapılanmasında bugünkü yasa ve yönetmelikler, kurumlar yeterli değildir. Okullar hâlâ

    alfabe öğretme peşinde. Bugün okula başlayan çocukların büyük bir oranı okumayı

    çözdüğü gibi rahatlıkla da yazıyor. Elektronik ortamlara çok kısa sürede uyum

    sağlıyor. Üniversitelerimiz, büyük ölçüde istihdamı olmayan alanlar için insan

    yetiştiriyor. Bu konuda bazı girişimlerin başladığını sevinerek öğreniyorum.

    Ve asıl yazmak istediğim noktaya geliyorum: Meslek insanı yetiştirmede sınıfta kaldık

    gibi. Marangozluk bitti… Elektrikçi, dokumacı, tamirci, kaporta ustası, boyacı, parkeci,

    sıhhi tesisat ustası, vb. birçok meslek grubunda “uzman ve kesin çözüm odaklı”

    elemanların temininde zorluklar yaşıyoruz. Kahverengi veya beyaz eşya grubunda

    her şey servisler tarafından yürütülse de onlar da yetenekli, becerikli eleman

    bulmakta zorlanıyorlar.

    Okullardaki yaşadıklarımızı bir de bu açılardan bakmak gereklidir. Denizlere sırtını

    dönmüş, dağlara küsmüş, ovaları görmemiş, izcilik yapmamış bir nesilden gelecek

    yaratılmaz…

    Prof. Dr. Yavuz TAŞKIRAN