Adı geçen kongrenin temelleri bundan iki buçuk yıl önce İstanbul Rumeli Üniversitesinin hem sağlık hem de spor bilimleri fakültelerinin öğretim üyelerinin bir araya gelmesi ile atıldı. Bu fakültelerin çok yakınında bulunan Fatih Sultan Mehmet Hastanesinin kıymetli Başhekimi ve ekibi de katılınca üç ortaklı bir hazırlık dönemi yaşandı.
Hazırlıklar aşamasında Özel Olimpiyatlar Türkiye ile Avrasya Özel Çocuklar Derneği bu kongrenin en kıymetli ortakları arasında yer aldı. Fatih Sultan Mehmet Hastanesi ismini okuyunca doğal olarak Türkiye Cumhuriyeti Sağlık Bakanlığı unutulmamalıdır.
Kongre, İstanbul Rumeli Üniversitesinin Kadıköy Yerleşkesindeki konferans salonunda gerçekleşti. Bazı bildirilerin sunumunda tam donanımlı derslikler kullanıldı. Özel çocukların egzersiz aktiviteleri, atölyeleri özel hazırlanmış mekânlarda gerçekleşti. Kongreye İstanbul’daki bazı Üniversitelerin öğretim üyeleri ve öğrencileri de katıldılar. Ana salonda toplam 5 oturum yapıldı. Her oturum konuya ilişkin birçok yeni deneyim ve ufuk açıcı araştırmaların aktarılmasını tanıklık etti.
Tüm katılımcılar, iki gün boyunca sınırsız çay, kahve, su ve kuru pasta imkânlarından yararlandı. Bunun dışında her iki günün öğle yemeğinde kavurma, pilav, ayran ve tulumba tatlısından oluşan menünün tadına bakıldı. Çaykur çayları ikram ederken, spora enteresan şekilde destek veren Eker Ayran’ı unutmadan burada açıklıyorum.
Kongrelerde, katılımcıların bazı günlük ihtiyaçlarının karşılanmasında sponsorların destekleri çok önemli olmaktadır. Bunun dışında gönüllü öğrencilerimizin canla başla çalışmaları da dikkati çekmiştir. Kongre Sekreterliğini yürüten Dr. Umut Dolu’ya buradan teşekkürlerimi iletiyorum. Bu arada kendisinden bu kongrenin bir raporunu hazırlamasını ve taraflara, katılımcılara iletmesini istiyorum. Neden mi? Anlatayım…
Kaynakları konuşmacılarda yer alan aktarımlardan bazı bilgilere bakarsak, Dünya nüfusunun %16’sı engellilerden oluşuyor. Bu oran yaklaşık 1,3 milyar insanı kapsıyor. Ülkemizde de yaklaşık %10’luk bir orandan söz ediliyor. Nüfusumuzu bilenler bunu hesaplasınlar.
Bir konuşmacı, sağlıkla ilgili konularda hak ihlallerinin söz konusu olamayacağından söz etti. Bir başka konuşmacı, Osmanlı’ya 600 yıl başkentlik yapan Edirne’de bir sağlık müzesinin bulunduğunu, buranın birkaç kez UNESCO tarafından yılın müzesi seçildiğini, orada yıllarca müzik ve atla terapi (Hipoterapi) hizmetlerinin verildiğini anlattı. Bildiğim kadarı ile atlarla-insanların birlikteliğinin bazı rahatsızlıkların giderilmesinde son derecede pozitif bir etkisi bulunmaktadır. Neredeyse 700 yıl öncesinin bu tedavi yöntemlerinin bugün hangi düzeylerde uygulandığı yeniden araştırılmalıdır.
Konuşmacıların, çeşitli engel gruplarının yaşama tutunmaları ve onların normal bir insan gibi yaşamlarını sürdürebilmesi için çeşitli sistemlerin bulunduğundan bahsetmeleri ruhumuza su serpti. Özellikle mimari yapılarımızın bırakın engelli vatandaşlarımız için uygun olmasını, normal insanlarımız için bile çeşitli zorluklar taşıdığı aktarıldı. Kıymetli hocam Prof. Dr. Gülay Yedekçi’nin sunumunda herkese uygun mekânların üretilmesi, uygun olanlara “Turuncu Bayrak” verilmesi, en azından merdiven yüksekliği ve genişliklerinin optimal mesafelere getirilmesi gerektiğini bildirdi. Konuşmasının bir bölümünde görme engelli çocukların yatakhanelerine giderken ortama verilen kokuları takip etmeleri, dersliklere giderken bir başka kokunun salındığından söz etti.
Kuşkusuz, bir kongreyi anlatırken her şeyi yazmak mümkün değil. Aklımda kalanların sizlerin de dikkatini çekeceğine eminim. Bu vesile ile kongrenin Onursal Başkanı olan Prof. Dr. Barış Yılmaz’a, kongre başkanlıklarını yürüten Prof. Dr. Özlem Kırandı ve Prof. Dr. H. Can İkizler’e teşekkür etmezsek köşe yazım eksik kalırdı.
Bir başka kongrede buluşmak üzere…
İstanbul, 25 Ekim 2026