9 Haziran 2026 Salı
DOLAR 46.12 ₺
EURO 53.26 ₺
STERLIN 61.61 ₺
G.ALTIN 6,415.93 ₺
BTC 62,671.61 $
ETH 1,657.10 $
BİST 0.00

    CENGİZ KARAKAŞOĞLU

    CENGİZ KARAKAŞOĞLU

    SPOR AŞKI...

    Yayınlama: 8 Haziran 2026 Pazartesi 22:35

     

                Mauro İcardi; modern futbol dünyasının ikonik anti kahramanı. İcardi sadece başarılı bir futbolcu değil, gittiği yerin kültürünü değiştiren, transfer olduğu kulüplerde taraftarla arasında mistik bir bağ kurabilen bir popüler kültür figürüdür. Günümüz futbol dünyasının en renkli, en karizmatik ve en başarılı santrforlarından biridir. Ancak İcardi sadece futboldaki golcülük yetenekleriyle değil, saha dışındaki yaşam tarzı ve renkli özel hayatı ile de medya dünyasında geniş yer buluyor. İcardi, İnter ve PSG takımlarında başarıları ile Galatasaray yönetiminin dikkatini çekti. Uzun uğraşılar sonucunda 07 eylül 2022 tarihinde Galatasaray kulübüne transfer oldu. Galatasaray’ın üst üste kazandığı şampiyonluklarda pay sahibi oldu. Derbi maçlarında attığı gollerle taraftarlar arasında inanılmaz bir sevgi bağı oluştu. 21 ocak 2023 tarihinde oynanan Galatasaray Antalyaspor maçının 49 dakikasında icardi’nin kafayla Antalya ağlarına golünü atması ile Simge Sağın’a ait “Aşkın Olayım” şarkısı ilk kez çalındı.  Bu maçtaki tribünlerdeki 50 bin kişi hep bir ağızdan dev bir koro halinde şarkıya eşlik etti. Bu uygulama 01 şubat 2023 tarihinde oynanan Galatasaray Ümraniyespor maçında ve diğer maçlarda da tekrar edilerek gelenek haline geldi.

                Binlerce insanın hep bir ağızdan yürekten söylediği “Aşkın Olayım” şarkısında anlatılmak istenen sevginin karşılığı gerçek bir aşk olabilir mi? Aşk bu kadar basite indirgenebilir mi? Bence stadyumda söylenen bir aşk şarkısı, aslında kulübe, renklere ve o topluluğun bir parçası olma hissine duyulan aşktır. Gerçek aşkı karşılıklı emek, birbirini tanıma ve hayatı paylaşma olarak tanımlarsak, tribünlerin hep bir ağızdan söylediği bu şarkı gerçek bir aşkı değil, bir “hayranlık ve adanmışlık kültürünü” anlatır.

                Acaba gerçek aşk nedir. Gerçek aşk en güzel Sezen Aksu’nun o derin sevdaları anlatan ezgilerinde yaşanıyor. Platon (eflatun) aşkı fiziksel arzudan başlayıp ruhsal ve entelektüel olgunluğa ulaşma yolculuğu olarak tanımlar. Aristo ise aşkı “İki bedende yaşayan tek bir ruh, iki ayrı ruhta yaşayan tek bir yürek”olarak belirtir. Nietzsche “aşk, iki insanın birbirini aşma ve daha güçlü bir varlığa ulaşma çabasıdır” der. Jean Paul Sartre aşk için “iki özgür bireyin birbirlerinin özgürlüklerini yok etmeden kurduğu bir ortaklıktır”diye yorumlar. Sabahattin Ali’ye göre ise aşk, “dünyada yalnız olduğunu düşünen bir ruhun, kendisine tıpa tıp benzeyen diğer ruhu bulmasıdır.” Nazım için aşk, sokaktadır, kavgadadır, hapistedir ve her şeyden önemlisi yaşama sevincinin ta kendisidir. Özdemir Asaf ise aşkı, “iki kişinin bir araya gelerek yalnızlıklarını birleştirme çabasıdır”şeklinde tanımlar.

                Aşk Türk edebiyatında ve müziğinde genellikle özlem ve kavuşamamak üzerinden tarif edilir, delilik hali ve gözün kör olması olarak tanımlanır. Aşk insanı eriten bir dert, zaman zamanda hayatı anlamlı kılan en güçlü afrodizyaktır. Aşk, doğası gereği insanı sarsan, acıtan, dengesini bozan ve mantığını devre dışı bırakan bir duygudur. Kürk Mantolu Madonna’daki Raif Efendi, Maria Puder’le tanışana kadar hayata karşı tamamen hissiz, donuk ve yabancılaşmış biriydi. Aşkı tanıdıktan sonra hayatın anlamı bambaşka boyutlara dönüştü. Aşk için Nazım hapiste Piraye’nin hasretini şiire dökmeseydi, Sabahattin Ali içindeki o büyük yalnızlığı ve aşk sızısını romanlarına aktarmasaydı bugün o ölümsüz eserler olmazdı.

                Aşk çok yönlü, karmaşık ama o kadarda muhteşem bir duygudur. Yaşamında en az bir kere olsun gerçek aşkı bulamamış birey, bence yaşamını anlamsız sürdürmüş demektir. Bazı görüşlere göre gerçek aşkı tanımamış bir insan eksik bir insan değil sadece hayat yolculuğunda o fırtınalı limana uğramamış, yoluna başka manzaralarla devam eden bir yolcudur der. Gerçek aşkı bulup sonra onu kaybetmek, insanın ruhunda tarifi en zor, en derin sızılardan birini bırakır. Şairlerin “Yaşarken ölmek” dedikleri, felsefenin ve psikolojinin en ağır yas süreçlerinden biri olarak kabul ettiği bir durumdur. Eğer ayrılık “sevgisizlikten” değil elinizde olmayan zorunlu nedenlerden kaynaklanıyorsa o acı daha da ağırlaşır çünkü aşkın izi kalıcıdır. Ancak dünyada milyonlarca insan o “gerçek aşkı” bir dakika bile tadamadan geçip gidiyor. Siz gerçek aşk gibi bir mucizeye dokundunuz, onu yaşadıysanız çok şanslısınız demektir. Zaman her şeyi unutturur derler hayır unutturmaz, gerçek aşkı unuttuğunuzu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Ya o gerçek aşk değildir ya da kendinizi kandırıyorsunuz.

                Stadyumda çalınan bir aşk şarkısından gerçek aşkın büyüsüne geldik. Eğer sizde gerçek aşkı bulan şanslı insanlardan biri iseniz, büyülü bir dünyanın o muhteşem yolculuğunu sürdürüyorsunuz demektir. Ancak yüreğinizi teslim alan o duygunun zamanla aşırı kıskançlığa dönüşerek en derin sızıların en acı düşüncelerin esiri olabileceğini düşünmelisiniz. Aşkta aşırı sahiplenme duygusundan kaynaklandığını düşündüğüm kıskançlık, içinde sevgi, kaybetme korkusu, sahiplenme arzusu ve güvensizlik gibi çok farklı duyguları barındıran insanlık tarihi kadar eski ve karmaşık bir histir. NİETZCHE’ye göre kıskançlık, aşk değil, bir mülkiyetcilik ve güç kurma arzusudur. SHAKESPEARE’in Othello trajedisinde kıskançlık, insanı kör eden, mantığını yok eden ve en sonunda sevdiği şeyi elleriyle yok etmesine neden olan yeşil gözlü bir canavar olarak tasvir edilir. Bu his sizi teslim aldığı andan itibaren karmaşık düşünceler kafanızdan hiç silinmeyecektir. Buna fırsat verip kendinize eziyet etmeyin. Aşkınıza güvenin ve ona da kendinize de sonsuz bir mutluluğun kapılarını açın.