"Spor projelerinde olumsuz ihtimaller üzerine konuşulmaz. Çünkü bu anlayış projeden vazgeçilmesine neden olur. Milli takımlar temsil gücü oluştururlar. Toplumda "çok güçlü biz duygusu” böyle oluşturulur. Her sporseverde de, “ben Türkiye’ye aitim” duygusu oluşur. Milli takımlar çok güçlü yapıştırıcıdırlar. Milli takımları izlemek, bu duyguları tatmak için olimpiyat oyunları çok uygun yerlerdir. Çünkü, toplumda olimpiyat oyunlarının bir karşılığı vardır. Makul ve ciddi bir spor alanı olarak görür insanlar olimpiyatları…
* * *
Bilenler bilir, yıllar önce Türkiye’de hentbol sporu voleybolu geçmiş, basketbol ve futbolun ensesine yapışmıştı.
O dönemde, Hentbol Federasyonu'nda Prof. Yavuz İmamoğlu Başkandı. Asbaşkanlık görevinde bulunan gazeteci Yusuf Yalkın ile antrenör Rezanov, Rüştü Şahin, Mehmet ve Gülşen Bilir, Prof. Yavuz Taşkıran, Günal Ensari, Karaca MÜezzinoğlu, Mustafa Aslan, Murat Kılıç, Feridun Dorak, İsmet Taş, Hüzeyin Güzey, federasyon yöneticileri Rahmetli Oktar Tertemiz, Prof. Abdulkadir Dökmeci, Cengiz Karakaşoğlu, Ersan Kurç ve çok sayıda arkadaşları başarmışlardı.
Yusuf Yalkın hentbolun hemen her projesi ve yeniliğinin öncülüğünü ve takipçiliğini yapmış, sporumuzu yönetenleri biraz da baskı yaparak çağdaş anlayışa ikna etmiş ve bu spor dalının medyada yer almasında da önemli bir rol oynamıştı. Federasyon olarak inançla çalışıp hep birlikte çok başarılı olmuşlardı. Böylece, hentbolun gazetelerde ve televizyonlarda düzenli olarak yer alması sağlanmıştı. Hentbol konusunda sadece maç haberleri değil, yorumlarda yayınlanır hale gelmişti. Ve böylece kitlelere ulaşım gerçekleşti ve bu da ilginin önemli ölçüde artması sonucunu doğurdu.
Rüştü Şahin de antrenör olarak evini arabasını satarak, gece gündüz, okul okul dolaştı. Hentbola hizmet etti. Rüştü Şahin şu anda biraz rahatsız... Ancak hızla toparlandığı haberlerini alıyorum. Allah güç ve şifa versin.
* * *
Demem oldur ki, o dönemde hayata geçirilen, tutarlı yanları çok fazla olan “Yıldızlar Projesi” dönemin yönetimince de desteklenince hentbolda adeta bir “patlama” oldu. 1987- 1993 yıllarında yaşananlardan söz ediyorum. Özellikle okullardaki ilgi artışı ve buraların titizlikle taranması sonucunda “elit yıldız oyuncular” saptanması projenin başak unsurudur!Özverili çalışmalar ile sporcular yetiştirildi. Sporcuların, yurt içi ve yurt dışında çok sayıda milli ve yöresel turnuvalarda 100’den fazla maç oynayarak deneyim kazanmaları sağlandı. Bu sporcular hem kulüpleri hem de Milli takımları 15-20 sene sırtlarında taşıdılar. Ancak gelin görün ki, maalesef, sonra sıkıntı başladı...
Peki, Neden?
Projeler devamlılık ister, federasyon başkan ve yönetimleri değiştikçe uygulamanın devam edilmesi, sağlıklı kalıcı bir yapının oluşması için şarttır. Yıllar sonra da benimsenip, başka kadrolarca da devam ettirilmesi gereklidir. Ne var ki, hentbolda son 4-5 yıl hariç bunun yeni federasyonlarca devam ettirilmediğini görüyor ve üzülüyoruz. Ancak, sevindirici gelişmeler de yaşanıyor.. Yeniden yapılanma gelecek için umutları artırıyor... Tünelin ucundaki ışık görünüyor. Umarım maya tutar! Bu örneği diğer dallardaki doğru ve rafa kaldırılmış projelerin de varlığı adına verdim.
Niçin hentbol örneği?
Çünkü voleybol daha güzel anlaşılsın istedim. Son dönemlerde devamlılığın en güzel örneğidir voleybol… Başarılı olmaları da zaten her şeyi kanıtlıyor! Voleybolcular da atletizm sahasında antrenman yaparlardı. Çünkü sezon boyunca, turnuvalar boyunca, setler boyunca ayakta kalmak buna bağlıdır. Aksi taktirde çöküş başar, sakatlıklar birbirini takip eder. Bu gerçeğe karşın voleybolda, maalesef "atletizm antrenmanı olmadan" başarılı olacaklarını düşünenlerin sayısı da giderek artıyor. Atlet kökenli kondisyonerleri kapıya koyuyorlar!
Açık söylemek gerekirse, Ankara’daki Naili Moran atletizm sahasının yıkılmış olması olimpiyat oyunlarında bazı madalyaların kazanılmasına da engel oldu. Bu nedenle, hem atletizm hem de diğer dallar Paris 2024 oyunlarında zarar gördüler. Bu gerçeği de özellikle belirtmek isterim.
Günümüzde her şey hesap kitap işi olmuştur. Restoran sahibi bile anket yaptırarak “gün boyunca kaç kişi içeriye giriyor, ne yiyor, ne içiyor, bunların yaş ortalaması nedir” inceleyerek satışlarını arttırmaya çalışıyor. 2028 Olimpiyat Oyunları'na nasıl hazırlanıyoruz? Projelerimiz nedir? Başarılı olabilecek miyiz? Yoksa Paris'te olduğu gibi Los Angeles'tende mi altın madalyasız döneceğiz? Bu sorulara cevap vermemek, kulağının üzerine yatmak olmaz!