Dünya Futbol Şampiyonası’nda Türk futbolunun aldığı sonuç bizleri üzerken, kadın voleybolcularımızın Çin’de elde ettikleri Dünya Milletler Ligi Birinciliği bu hüznümüzü az da olsa sevince dönüştürmüştür.
Ben bu yazımda, buradan başarı ve başarısızlıklarımızın arkasına sığınarak her hangi bir savunma, eleştiri, ne de bir öz eleştiri yapmak istemiyorum. Ancak dünyadaki sporun uygulanışına şöyle bir göz atıp değerlendirdiğimizde, başarıya ulaşmak için bazı ülkelerde, yolun ne kadar berrak olduğunu ve elde edilen başarıların sadece tesadüfe bağlanamadığını rahatlıkla görebiliyoruz…
Kadın voleybol takımımızın başarılarını, özellikle son yıllarda spor alanlarında adından çok söz ettiren, benim de çok önem ve değer verdiğim bir ülkede benzer bir sistemle çalışarak yakaladıklarını söyleyebilirim. Çünkü kadınlarımızın aldığı bu başarı tıpkı bu ülkedeki sisteme benzerlikler göstermektedir (çok sayıda yetenekli kadın voleybolcu, yatırım yapan sağlıklı kulüpler, bilimsel çalışmaların yanı sıra psikolojik destek, vs.).
Norveç, Kuzey Avrupa’da küçücük bir ülke ve bu küçücük ülkenin son yıllardaki dünya sporundaki başarısı adeta kıskandırıyor. Yaz ve Kış olimpiyat oyunları dahil Dünya Şampiyonaları’ndaki başarıları inanılmayacak kadar mükemmel. Norveç’in nüfusu İstanbul’un üçte biri yani 5,6 milyon olmasına rağmen olimpiyatlarda ve dünya şampiyonalarında sürekli başarı elde ediyor olması, nüfus büyüklüğünden çok, iyi planlanmış spor politikası, nitelikli antrenör eğitimi, çocuk odaklı spor kültürü, bilimsel destek ve uzun vadeli sporcu yetiştirme modeli sayesinde mümkün olmaktadır.
Spor psikolojisi açısından bakıldığında ise Norveç modeli, performans kadar sporcunun mutluluğunu ve ruh sağlığını da merkeze koymasıyla dünyada örnek gösterilen sistemlerden biri durumuna gelmiştir. Bu yaklaşımları, sporcularının uzun yıllar boyunca yüksek performans sürdürülebilmelerine önemli katkılar sağlamaktadır.
Demek istediğimiz şu ki, çocuklarımızı erken yaşta spora başlatır ancak erken uzmanlaşmaya zorlamazsanız, amacınız önce sporu sevdirmek, sonra performansı geliştirmek ise ve çocuk sporunda kazanmak yerine gelişimi ön planda tutarsanız, başarının yolunu bulmuş kabul edilebilirsiniz. Ancak bu yeterli değildir. Bakınız, Norveç neleri başarmış birlikte göz atalım:
Bu ülkede doğayla iç içe bir yaşam söz konusudur. Kayak, koşu, bisiklet, yürüyüş ve dağ sporları günlük yaşamın bir parçası haline getirilmiş ve çocuklar küçük yaşlardan itibaren fiziksel olarak aktif büyütülmeye odaklanmışlardır. Bilimsel antrenman yaklaşımı bu ülkede olmazsa olmazlardandır. Spor bilimleri, fizyoloji, beslenme ve spor psikolojisi yoğun şekilde kullanılmakta, sporcular düzenli performans testlerinden geçirilmekte ve antrenmanlar veriye dayalı olarak planlanmaktadır. Her şeyden önemlisi güçlü kulüp sistemine sahipler, yerel spor kulüpleri çok yaygın… Gönüllü antrenörler ve aileler sporun gelişiminde önemli rol oynamaktadır. Daha da önemlisi Norveç’te her çocuğun spor yapabileceği bir kulüp mutlaka vardır.
Nitelikli antrenör eğitimine gelince; antrenörler sürekli meslek içi eğitimden geçirilmekte, sporcu sağlığı ve uzun vadeli gelişim ön planda tutulmakta, psikolojik gelişime çok önem verilmektedir. Devlet desteğine bakıldığında; spor tesislerine önemli yatırımlar yapılmakta, federasyonlar ve kulüpler düzenli olarak desteklenmekte, başarılı sporcuların eğitim ve kariyer planlamaları dikkate alınarak kendilerine yarınları için güvence sağlanmaktadır.
Spor psikolojisine verilen önem son derece kıymetlidir. Sporcular, zihinsel dayanıklılık, stres yönetimi, motivasyon ve odaklanma konularında uzman desteği almaktadırlar. Özellikle elit sporcular için spor psikologları ekiplerin bir parçasıdır. Uzun vadeli planlama kapsamında hızlı başarı yerine 8-10 yıllık sporcu gelişim modeli uygulanmakta, genç sporcular aşırı yüklenmelerden korunmaktadır.
Ülkemize gelince; dünyanın en kalabalık çocuk ve genç nüfusuna sahibiz. Bu durumda artık sporda tesadüfen elde edilen başarıların arkasına saklanmamalıyız. Bu durum kabul edilemez. Hele hele %70’i yurt dışında yetişmiş futbolculara Bodrum’da birer köşk vadederek motive etmeniz hangi motivasyon kuramı içerisinde yer alıyor? İnsanın oturup ağlaması geliyor inanın! Bunun yerine, bence yukarıda saydığımız bilgilere önem ve öncelik vermemiz gerekir. Biz hala nelerle uğraşıyoruz?
Ayrıca kadın voleybol takımımız, uluslararası seyahatlara özel uçakla değil tarifeli seferlerle gitmeye sanırım alıştılar! Asıl olan, tüm diğer ülkeler nasıl seyahat ediyorlarsa bizlerin de o şekilde seyahat etmesinin sağlanmasıdır. Seyahat yöntemini sorun yaparak gündeme getirmeyi de gereksiz görüyorum. Demek ki başarı, seyahat edilen uçağın tarifeli ya da tarifesiz olmasına bağlı değilmiş… Olmadığını sporcularımız sahada gösterdiler!
Ülke genelinde spor eğitimi sisteminde bir çok sorununun olduğu aşikardır. Burada bunlara değinerek zamanınızı almak istemem, ancak kadın voleybolcularımızın başarılarının altında yatan nedenlere baktığımızda, liyakatın, disiplinli çalışmanın ve her şeyden önemlisi ülke genelinde kadınların erkeklere oranla daha çok sayıda voleybol sporuna katılım sağladıklarını gösterebiliriz… Burada kesinlikle ırkçılık olarak düşünülmesini istemem ama gönlüm bir Türk antrenörünün bu ekibin başında olup benzer başarılara ulaşmasıdır.
Son olarak, Beden Eğitimi ve Spor Öğretmeni yetiştiren kurumlarımızın sayısının fazla olmasına rağmen hâlâ kaliteli bir eğitim düzeyini yakalayamadığı görülmektedir. Bu alanda çalışan bilim adamlarının kendi aralarında düzenli ve periyodik toplantılar yaparak gelişimi sürekli hale getiremedikleri izlenmektedir.
Ders içerikleri, kaliteli öğretim elemanlarının seçimi, çalışma koşulları üzerine iyileştirmeler yapılmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığına ait okul spor salonları ve Spor Genel Müdürlüğü’ne bağlı kurumlardaki spor tesislerinin efektif bir şekilde kullanılması çok hızlı biçimde hayata geçirilmelidir.
Her şeyden önemlisi, yerel yönetimlerle koordineli biçimde ortak çalışmaya gidilmeli, tam kapasite ile faaliyetlere katılma olanakları yaratılmalıdır.
Her yaştaki insanımıza egzersiz yapma motivasyonu ve alışkanlığının kazandırılamaması büyük bir handikaptır. Ayrıca ilk ve orta dereceli okullardan beden eğitimi ve spor derslerinin kaldırılması ya da minumuma indirilmesi gibi sorunların yaşandığı ülkemizde, sporda başarıyı yakalayabilmemiz ne yazık ki zihinlerimizde sadece bir hayal olarak kalacaktır…
En içten saygılarımla…
Prof. Dr. Seyhan Hasırcı