17 Ekim 2026 Cumartesi
DOLAR 49.56 ₺
EURO 55.77 ₺
STERLIN 66.15 ₺
G.ALTIN 6,633.21 ₺
BTC 81,520.75 $
ETH 2,425.95 $
BİST 0.00

    DOÇ. DR. SERDAR SAMUR

    SPORDEK

    Yayınlama:

     

    Spor Bilimleri Fakülteleri Dekanlar Konseyi. İsmi bile önemli bir sorumluluk taşıyor. Çünkü mesele yalnızca üniversitelerde spor eğitimi vermek değil.
    Mesele, Türk sporunun geleceğine bilimsel akılla yön verebilmek.
    Ama bugün Türk sporunun temel sorunlarını tartışırken SPORDEK’in sesini ne kadar duyuyoruz?
    Sporcu sağlığı konusunda…
    Altyapı konusunda…
    Yetenek seçimi konusunda…
    Antrenman biliminde…
    Spor yönetiminde…
    Spor ekonomisinde…
    Yanlış uygulamalara karşı kamuoyuna açık, güçlü ve ortak bir bilimsel görüş ne kadar duyuyoruz?
    Dikkatinizi çekmek istediğim yer burası..
    Elbette SPORDEK’in görevi federasyonların ya da Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın yerine geçmek değil.
    Ama akademinin görevi de yalnızca toplantı yapmak, rapor hazırlamak ve üniversite koridorlarında bilgi üretmek olamaz.
    Çünkü Türk sporu bugün ciddi bir bilgi kirliliğiyle karşı karşıya.
    Bilimsel temeli olmayan antrenman yöntemleri öneriliyor.
    Sporcu sağlığı konusunda yanlış bilgiler yayılıyor.
    Altyapı politikaları yıllardır aynı hataları tekrar ediyor.
    Kulüpler günü kurtarmaya çalışıyor.
    Sonra da başarısızlığın faturasını futbolcuya, teknik direktöre ya da hakeme kesiyoruz.
    Oysa bazen sorun sahadaki isimlerde değil.
    Sorun sistemin kendisinde.
    Bunu yüksek sesle söylemesi gereken kurumlardan biri de spor bilimleri dünyasıdır.
    SPORDEK burada daha aktif bir rol üstlenebilir.
    Her yıl Türk sporunun bilimsel durumunu ortaya koyan bir rapor yayımlayabilir.
    Sporcu sağlığı, altyapı, antrenör eğitimi, yetenek seçimi ve spor yönetimi konusunda bilimsel
    görüşlerini kamuoyuyla paylaşabilir.
    Federasyonlara, kulüplere ve kamu kurumlarına öneriler sunabilir.
    Yanlış bilginin karşısına bilimsel bilgiyle çıkabilir.
    Kısacası akademi, seyreden değil, yol gösteren olabilir.
    Çünkü akademi yalnızca ders anlatan bir yapı değildir.
    Akademi gerektiğinde itiraz eder.
    Yanlışa yanlış der.
    Bilimin söylediğini, alkışlanmayacağını bilse bile söyler.
    Bunun için kavga etmek gerekmiyor.
    Ama cesaret gerekiyor.
    Bugün Türkiye’nin spor bilimlerinde ciddi bir insan kaynağı var.
    Fakülteler var.
    Akademisyenler var.
    Araştırmalar var.
    Tezler var.
    Makaleler var.
    Fakat bütün bu birikimin Türk sporuna ne kadar dokunduğunu sormanın zamanı geldi.
    Fakültelerin sayısını artırmak başka şeydir, akademinin etkisini artırmak başka.
    SPORDEK’in önündeki mesele de tam olarak budur.
    Toplantı salonlarında konuşan bir yapı mı olacak?
    Yoksa Türk sporunun sorunları karşısında kamuoyuna bilimsel rehberlik eden bir yapı mı?
    Çünkü artık sporun daha fazla gürültüye değil, daha fazla bilime ihtiyacı var.
    Ve bilim yalnızca doğruyu bilmek değildir.
    Gerektiğinde doğruyu yüksek sesle söyleyebilmektir.
    Ses çıkarmayan bilim, zamanla onaylayan bilime dönüşür.
    Türk sporunun ise sessiz bir akademiye değil, yanlışın karşısında durabilecek cesur bir akademiye ihtiyacı var…