Bir tarafta yüksek maliyetli kadrolar kurabilen, sponsorluk ve Avrupa kupası gelirlerine ulaşabilen kulüpler; diğer tarafta sınırlı kaynaklarla ayakta kalmaya çalışanlar var. Aynı sahada karşılaşıyorlar ama aynı ekonomik koşullarda yarışmıyorlar.
Elbette kulüplerin gelirleri ve taraftar büyüklükleri eşit olamaz. Ancak aradaki fark, rekabeti sürekli aynı birkaç takımın çevresine sıkıştırıyorsa mesele yalnızca küçük kulüplerin sorunu olmaktan çıkar. Ligin çekiciliği, ticari değeri ve geleceği de bundan etkilenir.
Çünkü güçlü rakiplere karşı sınanmayan bir zirve, zamanla yalnızlaşır.
Borç yapılandırmaları, varlık satışları ve gelecekteki gelirlerin bugünden kullanılması kulüplere zaman kazandırabilir. Fakat gelir üretme kapasitesi ve harcama anlayışı değişmediğinde aynı sorunlar yeniden ortaya çıkar. Her sezon yeni transferlerle umut üretmek, sürdürülebilir bir futbol ekonomisi kurmaya yetmez.
Tam da bu nedenle Süper Lig A.Ş. önerisini artık somut bir reform programına dönüştürmek gerekiyor.
Kulüplerin ortak olduğu bu yapı; yayın, sponsorluk, lisanslama, dijital içerik ve uluslararası pazarlama faaliyetlerini profesyonel bir stratejiyle yönetebilir. Federasyon ile şirket arasındaki görev dağılımı açıkça belirlenerek düzenleme, denetim ve ticari işletme sorumlulukları daha anlaşılır hale getirilebilir.
Ancak şirketleşmenin başarısı tabelaya değil, yönetim ilkelerine bağlıdır.
Kulüp başkanlarının haftalık çekişmelerini şirket yönetimine taşıdığı bir model çözüm üretmez. Günlük ticari yönetim, uluslararası deneyime sahip profesyonellere bırakılmalı; şeffaflık, bağımsız denetim ve ölçülebilir performans hedefleri esas alınmalıdır.
Gelir paylaşımı da bu reformun merkezinde bulunmalıdır. Sportif başarı ödüllendirilirken bütün kulüplere planlama yapabilecekleri güçlü bir taban gelir sağlanmalıdır. Geçmiş başarıların ağırlığı ile bugünün rekabet ihtiyaçları arasındaki denge yeniden değerlendirilmelidir.
Bu yaklaşım büyük kulüpleri cezalandırmak anlamına gelmez. Daha güçlü rakipler, daha ilgi çekici karşılaşmalar ve daha değerli bir lig, onların da uzun vadeli çıkarınadır.
Üstelik gelirleri artırmak tek başına yeterli değildir. Harcama disiplini kurulmazsa büyüyen kaynaklar daha pahalı transferlere ve yeni borçlara dönüşür. Ticari gelişim ile mali sorumluluk birlikte yürütülmelidir.
Reformun hukuki ve idari hazırlıkları elbette yapılacaktır. Ancak hazırlık ihtiyacı, sürekli ertelemenin gerekçesi olamaz. Kulüplerin önüne yetkileri, sorumlulukları ve kuruluş takvimi belirlenmiş somut bir model konulmalıdır.
Türk futbolunun ihtiyacı, her hafta yeni bir tartışma üretmekten önce ortak geleceğini yönetebilmektir.
Bir ligin değeri, yalnızca şampiyonunun gücüyle büyümez. Rakiplerinin direnci, kurumlarının güvenilirliği ve yarışının inandırıcılığı da o değeri belirler.
Zirvede kalmak isteyenlerin, üzerinde yükseldikleri ligin geleceğini de düşünmesi gerekiyor.
Süper Lig A.Ş. için daha ne bekleniyor?
DOÇ. DR. SERDAR SAMUR