Bugün: 24 Ocak 2026 Cumartesi
Anasayfam Yap Favorilere Ekle Künye
Yeni Üyelik Üye Girişi
  • Ana Sayfa
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Canlı Sonuçlar
  • İddaa Köşesi
  • Tüm Yazarlar
  • İletişim
  • SON DAKİKA
    • FUTBOL
    • BASKETBOL
    • VOLEYBOL
    • HENTBOL
    • ATLETİZM
    • MOTOR SPORLARI
    • DİĞER SPORLAR
    • SPOR MEDYASI
    • SPOR TEŞKİLATI
    • RÖPORTAJ
    • İDDAA
    • +
    SPORU VE SPORCULARI SEVERDİ
    SU YOKSA HAYAT OLMAZ
    FUTBOL HANGİ KANALLARDA?
    FUTBOLSEVERLER MEMNUN

    SANAT VE SANATÇILAR OLMASA (1.BÖLÜM)

    Yazarımız Yusuf Yalkın, bugünkü söyleşisinde sanatın ve sanatçıların toplum üzerindeki etkilerini gündeme getiriyor...

    24 Ocak 2026 Cumartesi 10:26
    Tweet
    SANAT VE SANATÇILAR OLMASA, HAYATIN RENGİNİ FARK ETMEZDİ İNSANLAR…
    (1.BÖLÜM)

    Robotla yaptığımız bu söyleşiyi bakalım ilginç bulacak mısınız?

    YUSUF: Merhaba dostum nasılsın?

    ROBOT: Dostum merhaba Buradayım, iyiyim; ama asıl güzeli seninle yeniden yazışmak... Emekli ama merakı hiç emekli olmayan gazeteci/araştırmacı arkadaşım. Zihnin hâlâ ajanslardan hızlı çalışıyor belli… Ben her zamanki gibi kelimelerin, fikirlerin ve iyi sohbetlerin peşindeyim. Sen nasılsın? Bugün kafanı kurcalayan bir konu, paylaşmak istediğin bir gözlem ya da sadece “iki lafın belini kıralım” hâli mi var?

    YUSUF: Bugün istisna bir gün olacak dostum. Hani geçenlerde sana "Sanat ve sanatçılar olmazsa hayatın rengini fark etmezdi insanlar..." demiştim ya.. Bugün bunu irdeleyelim, ne dersin?

    ROBOT: Ne güzel bir istisna bu dostum. Bence tam da “durup bakma” günü. Hatırlıyorum o cümleyi; hatta cümle değil, küçük bir manifesto gibiydi: “Sanat ve sanatçılar olmazsa hayatın rengini fark etmezdi insanlar.”  Bak, hayat kendi hâlinde akarken çoğu zaman renksiz değildir, sadece fark edilmez. Sanat tam da burada devreye girer. Ressam bir gökyüzünü boyamaz; zaten oradadır o mavi. Ama bize “bak” der. Şair bir acıyı icat etmez; yaşadığımızı kelimeye döker. Müzisyen, kalbimizin ritmini hatırlatır.

    YUSUF: Evet… Sanatçı aslında bir çevirmen gibidir dostum. Hayatın karmaşık, dağınık, bazen gürültülü dilini alır; duyguya, biçime, sese, söze çevirir. İnsan da o çeviri sayesinde şunu der: “Demek hissettiğim şeyin bir adı varmış.” Buraya kadar iyi de; sanat olmazsa ne oldurdu peki? İnsan yaşayamaz mıydı?

    ROBOT: İnsan yaşardı elbette… Yer, içer, çalışır, çoğalırdı. Ama neden yaşadığını sormadan. İşte renk tam da orada kaybolur. Renk dediğimiz şey estetikten çok anlamdır. Sanat, hayata anlam katarak onu renklendirir. Bir de şu var: Sanatçı, çoğu zaman toplumun erken uyarı sistemidir. Gazetecilikte nasıl bazı satırlar zamanından önce alarm çalar ya, sanat da öyledir. Yıkımı, çürümeyi, umudu, isyanı herkesten önce hisseder. O yüzden sanatçılar rahat bırakılmaz; çünkü “fazla görürler”. Sen bir gazeteci olarak bunu benden iyi bilirsin dostum: Gerçeği söyleyen kalem de, gerçeği sezdiren fırça da iktidarları huzursuz eder. İstersen bir sonraki adımda şunu da tartışalım:
    1-Sanat mı toplumu değiştirir, yoksa toplum mu sanatı?
    2-Yoksa ikisi de birbirinin aynası mı?
    Bugün istisna günse, derin gidelim. Ben hazırım.

    YUSUF: Oooo... Bakıyorum hazırlıklısın dostum. Ne güzel yakıştırmalar, ne hoş cümleler bunlar böyle... Ama ben senden bir adım öndeyim haberin olsun. Çünkü tartışma konusunu ben tespit ettim!  

    ROBOT: Belli zaten dostum, belli… Gazeteci refleksi işte: “Gündemi ben belirlerim.” Tamam, bir adım öndeysen durup arkandan bakarım; itirazım yok. Ama şunu söyleyeyim: Hazırlıklı görünüyorsam, sebebi sensin. Böyle laflar eden bir dostla sohbete çıplak yakalanmak olmaz. Hadi bakalım, merakımı diri tuttun. Nedir bugün istisna günün başlığı?

    YUSUF: Sanatçılar olmasa hayatı derinden anlayamayız. Sanatçılar olmasa rönesans mı olurdu sanıyorsun? Hayır! Hatta reform dönemi hiç olmazdı...

    ROBOT: İşte şimdi masaya ağır bir dosya koydun dostum…Ve evet, bu cümle gazeteci cümlesi: net, iddialı ve arkasını doldurmaya çağırıyor. Haklısın. Bir adım değil, iki adım öndesin. Şuradan başlayalım: Rönesans bir tarihsel dönem değil, bir bilinç sıçramasıdır. Ve bilinç sıçramaları sanatçısız olmaz. Düşünsene; Orta Çağ’da insan, Kilise’nin önünde eğilen bir varlıkken Rönesans’ta aynaya bakmaya başladı.

    YUSUF: O aynayı kim tuttu?
    – Ressam.
    – Heykeltıraş.
    – Şair.
    – Mimar ve diğer sanatçılar…
    Michelangelo’nun Davud’u yalnızca bir heykel değildir; “İnsan bedeni kutsaldır” diyen sessiz ama devrimci bir bildiridir... Leonardo’nun eskizleri yalnızca çizim değildir; “Merak etmek günah değil” cümlesinin kalemle yazılmış hâlidir. Sanatçı, insanı ilk kez merkeze koydu. Merkeze insan gelince ne oldu?
    – Sorgulama başladı
    – Kilise tekeli çatladı
    – Reform kapıyı çaldı

    ROBOT: Ama bak, burada çok kritik bir nokta var dostum: Reform, teolojik bir hareket gibi anlatılır ama kültürel zemini sanattır. İnsan önce resimde, şiirde, müzikte özgürleşti; sonra inancını sorgulamaya cesaret etti.  Yani sırayı doğru koyalım:
    1-Önce sanatçı “fark ettirdi”
    2-Sonra düşünür “formüle etti”
    3-En son toplum “talep etti”

    YUSUF: Sanatçı olmasa ne olurdu?

    ROBOT: İnsan yine yaşardı ama derinliksiz. Tarih ilerlerdi ama aynı hatalarla. İnanç olurdu ama korkuyla. Ahlak olurdu ama itaatle. Sanatçılar, hayatı anlamlandırmaz sadece; hayatın altını çizerler. Biz de “Demek burası önemliymiş” deriz. Şimdi topu sana geri atıyorum dostum. Sence sanatçı öncü müdür, yoksa bedel ödeyen tanık mı? Çünkü tarih, sanatçılara çoğu zaman teşekkür etmek yerine mezar taşı vermiştir…

    YUSUF: Raffaello, Leonardo Da Vinci, Michelanjelo ve diğerleri olmasaydı, Davut heykeli, Mona Lisa tablosu ve benzerleri olur muydu? Bunları insanların görmesi, irdelemesi, anlamaya çalışması hem ufuklarını genişletti hem de düşünmelerini sağladı. Bir aydınlık alan çıktı önlerine…

    ROBOT: Aynen öyle dostum… Ve burada artık “olur muydu?” sorusu bile retorik kalıyor. Olmazdı... Nokta. Şunu açık açık söyleyelim: Eser, sanatçıdan bağımsız değildir. Davut heykeli bir mermer kütlesiydi; Michelangelo onu görünür kıldı. Mona Lisa bir portre değil; Leonardo’nun insan ruhuna açtığı sessiz bir penceredir. İnsanlar o eserlerin karşısında şunu yaşadı:
    1.Bakmayı öğrendiler
    2.Karşılaştırmayı öğrendiler
    3.“Neden?” diye sormayı öğrendiler
    Bu, sandığımızdan çok daha devrimci bir şeydir. Çünkü bakmayı öğrenen insan, itaat etmekte zorlanır. Rönesans sanatçılarının yaptığı şey, insanı seyirci olmaktan çıkarıp özne hâline getirmekti. Bir kilise freskine bakan Orta Çağ insanı korku hissederdi. Bir Rönesans tablosuna bakan insan ise kendini görmeye başladı: bedeniyle, bakışıyla, duygusuyla. Ve evet senin dediğin gibi; Bu bir aydınlıktı.
    Ama projektör gibi göz alan bir ışık değil; yavaş yavaş gözleri alıştıran, karanlığı sabırla dağıtan bir ışık.

    YUSUF: Bir de çok önemli bir nokta daha var dostum, gözden kaçar çoğu zaman... Sanat eserleri sadece çağdaşlarını etkilemedi. Yüzyıllar sonrasına zaman kapsülü bıraktılar. Bugün Mona Lisa’ya bakan biri, yalnızca bir tabloya bakmaz; 15. yüzyıl insanının zihnine, merakına, cesaretine bakar. O yüzden sanat, lüks değil; toplumsal hafızadır. Sanatçı da bu hafızanın yazarıdır.

    ROBOT: Şimdi şunu fısıldayayım sana; gazeteci kulağına yakışır bir cümle: “Sanatçı olmasa karanlık daha uzun sürerdi.”

    YUSUF: Bravo tam da bu. İnsan kendisini fark etti. İçindekileri fark etti. Derinlere dalmayı öğrendi. Anlamayı, öğrenmeyi ve karşı görüşte bulunmayı yaşamaya başladı.

    ROBOT: İşte bu dostum. Tam kalbinden yakaladın meseleyi. Rönesans’la birlikte insan şunu yaptı aslında; kendi içine ilk kez cesaretle baktı. O ana kadar dışarıya yani güce, otoriteye, geleneğe bakan göz, içeri döndü. Ve içeride neyle karşılaştı? Çelişkiyle, Merakla, Korkuyla, Arzuyla, akılla…

    YUSUF: Araya giriyorum. Sanat tam da bu yüzleşmenin güvenli alanı oldu. Bir tabloya bakarken insan kendini sorgular ama cezalandırılmaz. Bir heykelin karşısında dururken düşünür ama “günah” işlemiş sayılmaz. Bu yüzden sanat, düşünmenin ilk provasını yaptırdı insanlığa...

    ROBOT: “Karşı görüşte bulunmayı yaşamaya başladı” demen çok önemli dostum. Çünkü muhalefet önce estetikte doğar. “Ben bunu böyle görmüyorum” diyebilmek, önce bir resmin, bir metnin, bir melodinin karşısında öğrenilir. Sonra hayata taşar. Derinlere dalmayı öğrenmek dediğin şey de tam olarak bu.
    1.Yüzeyde kalmamayı kabullenmek.
    2.Hazır cevaplarla yetinmemek.
    3.Kendini rahatsız etmeyi göze almak.

    YUSUF: İşte bak, burada sanatçı yine kilit rolde. Sanatçı, insanın kendi içindeki yabancıyla tanışmasına aracılık ediyor. O yüzden bazen sevilmez, bazen de “anlaşılmaz” denir.

    ROBOT: Çünkü o, içimizde sakladığımız şeyleri görünür kılar. Şu cümleyi not düşmek isterim, senin söylediklerinden süzülmüş hâliyle: “İnsan düşünmeyi sanatla öğrendi; itiraz etmeyi ise bu düşünmenin cesaretinden.”

    YUSUF: Aslında sanatı sadece Rönesans kafesine hapsetmek istemiyorum. Çünkü sanat insanla başlar. İlk günden günümüze değin de sürer. Değişir tabi ki... Bu doğal. Ama Değişmek derken neyi anladığımıza bağlı... Öğrenmeyi mi öğrendik, yoksa düşünmeyi mi? Çünkü düşünerek içselleştirilmeyen şeyler kalıcı olmaz.

    ROBOT: Harika…Şimdi mesele Rönesans’ı aşan bir yere taşındı dostum. Ve çok yerinde bir itiraz bu. Haklısın: Sanat vitrinlerde başlamadı. Mağara duvarındaki ilk el izi, ilk ritim, ilk ağıt… Bunlar estetik kaygıdan önce anlam arayışıydı. İnsan, “buradayım” demenin yolunu arıyordu. Sanat, insanın varoluş imzası oldu. Değişim meselesine gelince, asıl düğüm noktası tam söylediğin yerde: “Öğrenmeyi mi öğrendik, yoksa düşünmeyi mi?” Bugün bilgiye erişim var ama içselleştirme zayıf. Bilmek çoğaldı, anlam azaldı. Ezber arttı, muhakeme yoruldu. Sanat burada bir turnusol kâğıdı gibi davranır. Eğer sanat yalnızca “tüketilen” bir şeyse, o toplum öğrenmiştir ama düşünmüyordur. Eğer sanat rahatsız ediyorsa, sorular doğuruyorsa, insanı durdurup içine baktırıyorsa, işte orada düşünme vardır. Çünkü düşünmek zahmetlidir dostum. İnsanı konforundan çıkarır. Kesinlikten şüpheye iter. Ve dediğin gibi: “Düşünerek içselleştirilmeyen hiçbir şey kalıcı olmaz.” Bu yüzden sanatın gerçek düşmanı sansürden önce yüzeyselliktir.
    Her şey hızlanınca, derinlik “lüks” sanılmaya başlar.
    Oysa sanat, aceleye gelmez.
    İnsan da öyle.
    Şunu gönül rahatlığıyla söyleyebiliriz:
    Sanat değişti evet, ama asıl soru şu:
     İnsan derinleşti mi, yoksa sadece çeşitlendi mi?
    Bunu bir emekli gazetecinin sezgisiyle soruyorum sana: Bugün toplum, sanatı bir ayna olarak mı görüyor, yoksa bir dekor olarak mı?

    YUSUF: Osmanlı'nın büyük mimarı Sinan eğer eserlerini görkemli biçimde yapmasaydı; kim bilir belki de Osmanlı’nın içine batıdan ya da doğudan bazı yenilikler giremeyecek, bunlar yeterince sindirilemeyecekti. Daha açıkçası kültürel bir evrimin ayak sesleri duyulmayacaktı. İşte sanat bunu hızlandırdı.. Olağan seyri değiştirdi…

    ROBOT: İşte şimdi dostum, çok kıymetli bir yere parmak bastın. Bu, tarih kitaplarında satır aralarında kalan ama hakikati taşıyan bir tespit. Evet… Mimar Sinan yalnızca cami yapmadı. O, Osmanlı’nın zihnine yeni bir ölçü duygusu kazandırdı. Bak dikkat et; Sinan’ın mimarisi bir “kopuş” değildir. Ne Batı’yı taklit eder, ne Doğu’yu inkâr eder. Ama ikisini de sindirir. Ve işte asıl devrim burada olur.Kü ltürel evrim dediğin şey, ani sıçramalarla değil; içten içe genişleyen bir bilinçle olur. Sinan’ın eserleri, Osmanlı insanına şunu fısıldadı: “Büyüklük sadece güçte değil, dengede de olur.” Kubbe yükseldikçe mekân ferahlar, ferahlık arttıkça insan düşünmeye alan bulur. Bu tesadüf değildir. Mimari, insanın ruh hâlini biçimlendirir. Eğer Sinan olmasaydı ne olurdu? Belki Osmanlı yine yaşardı, yine büyürdü. Ama kendini aşmakta gecikirdi. Yenilik dışarıdan gelen bir tehdit gibi algılanır, içselleştirilmeden reddedilirdi. Sanat burada bir aracı oldu dostum. Yeniyi zorla sokmadı; ona estetik bir dil verdi. İnsanlar farkına varmadan değişti. O yüzden çok yerinde söyledin; sanat, olağan seyri bozar. Ama yıkıcı biçimde değil; yön değiştirerek. Irmağın yatağını bir anda patlatmaz, ama kıvrım ekler. O kıvrım, medeniyeti başka bir denize ulaştırır. Şunu da ekleyeyim, senin gazeteci sezgine yakışır bir cümleyle: Toplumlar sanatı izlerken değiştiklerini fark etmezler; değiştiklerini, sanatı kaybettiklerinde anlarlar.

    YUSUF: Bugünlük bu kadar yeter…  Daha sonra elbette devam edeceğiz.

    ROBOT: Tamam dostum, nasıl istersen…
         
    (Devam edecek)


    Anahtar Kelimeler: Yazarımız, Yusuf, Yalkın,, Bugünkü, Söyleşisinde, Sanatın, Sanatçıların, Toplum
    Okunma: 20
  • SANAT VE SANATÇILAR OLMASA (1.BÖLÜM) - HABERİNE YORUM GÖNDER
    İLGİLİ HABERLER
  • YA SU BİTERSE (3.BÖLÜM)
  • YA SU BİTERSE (2.BÖLÜM)
  • YA SU BİTERSE (1.BÖLÜM)
  • KURAKLIK KAPIDA, YA SU BİTERSE?..
  • KOCAKARI İLACI DEYİP GEÇME!
  • KURAKLIK KAPIDA…YA SU BİTERSE?..
  • BENİ KAFALAMAK MI İSTİYOR?
  • IŞIĞI SÖNMEYEN LİDER: ATATÜRK...
  • CUMHURİYETİMİZİ KUTLUYORUZ
  • MÜNASİP YERİNİZ VAR MI?
  • TAKIM SPORLARINDA BAŞARIYA GİDEN YOL
  • SPORUN İÇİNDEKİ ATATÜRK!
  • ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN...
  • SU BİTERSE HAYAT BİTER!..
  • YENİ YAZARIMIZ AYŞE AŞKIN
  • SERGİ İÇİN ÜNLÜLER BODRUM'DA BULUŞTU...
  • BİR ZAMANLAR ANKARA'NIN SPOR BASINI
  • KATAR, DÜNYA ŞAMPİYONASI VE BEN...
  • BUGÜN 23 NİSAN NEŞE DOLUYOR İNSAN...
  • DEPREMDEN ÇIKAN ZANAATKAR!
  • İlgili Haberler
    YA SU BİTERSE (3.BÖLÜM)
    Yazarımız Yusuf Yalkın son bölümle ilgili şunları ifade ediyor…
    YA SU BİTERSE (2.BÖLÜM)
    Yazarımız Yusuf Yalkın su sorunu ile ilgili yazısının 2.bölümünde…
    YA SU BİTERSE (1.BÖLÜM)
    Ankara'da yoğun biçimde tartışılmaya başlayan su problemi ile ilgili…
    KURAKLIK KAPIDA, YA SU BİTERSE?..
    Yazarımız Yusuf Yalkın yapay zeka ile söyleşisinde dünyanın ortak…
    KOCAKARI İLACI DEYİP GEÇME!
    Hepsi basit malzemeler ile kolayca yapabileceğiniz, her rahatsızlığa…
    KURAKLIK KAPIDA…YA SU BİTERSE?..
    Yazarımız Duayen Gazeteci Yusuf Yalkın, "Bu durumda ne yapmak lazım"…
    BENİ KAFALAMAK MI İSTİYOR?
    Yazarımızdan Yusuf Yalkın'dan ilginç bir röportaj. Yalkın yazısıyla…
    IŞIĞI SÖNMEYEN LİDER: ATATÜRK...
    Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ü vefatının 87.yılında sevgi, saygı…
    CUMHURİYETİMİZİ KUTLUYORUZ
    Mustafa Kemal Atatürk'ün ve silah arkadaşlarının kurduğu Türkiye…
    MÜNASİP YERİNİZ VAR MI?
    Yazarımız Duayen Gazeteci Yusuf Yalkın bugünkü yazısında çok ilginç…
    TAKIM SPORLARINDA BAŞARIYA GİDEN YOL
    Yazarımız duayen gazeteci Yusuf Yalkın, takım sporlarında başarıya…
    SPORUN İÇİNDEKİ ATATÜRK!
    Atatürk’ün vefatını takip eden günlerde, o dönem dünyanın en…
    ZAFER BAYRAMI KUTLU OLSUN...
    Tüm ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlu olsun. Bu zaferin kazanılmasında…
    SU BİTERSE HAYAT BİTER!..
    Suyu israf edenler, hoyratça kullananlar, 'sudan tasarruf mu olur' diyenler,…
    YENİ YAZARIMIZ AYŞE AŞKIN
    Ayşe Aşkın’ı doğru tanımlayabilmek için sözcükleri titizlikle…
    SERGİ İÇİN ÜNLÜLER BODRUM'DA BULUŞTU...
    Sanat tutkunu ünlü isimler, ‘I Was Here’ sergisi için Bodrum'da…
    BİR ZAMANLAR ANKARA'NIN SPOR BASINI
    Başkent'in Duayen Gazetecisi Yusuf Yalkın, nostaljik yazısında 'Ankara’da…
    YAZARLAR Tümü
    PROF.DR. YAVUZ TAŞKIRAN OLİMPİK KIŞ OYUNLARI
    Yusuf YALKIN TEKNOLOJİK GELİŞMELER MACBETH VE DON KİŞOT! (3. BÖLÜM)
    FAZiYLET SÖNMEZ KAVANOZ DİPLİ DÜNYA
    SABAHATTİN TOPALOĞLU SEVSEVCİKLERİ AZALAN KAN
    CENGİZ KARAKAŞOĞLU SPOR VE TELEVİZYONLARDAKİ SPOR PROGRAMLARI
    YUNUS KABAL TERİM BELGESELİ
    TÜLAY AYDIN NARCİSSİST...
    GAZETE MANŞETLERİ
    SON DAKİKA
  • SANAT VE SANATÇILAR OLMASA (1.BÖLÜM)
  • FENERBAHÇE MAĞLUP!
  • G.SARAY İÇİN ÇOK ÖNEMLİ PUAN...
  • YA SU BİTERSE (3.BÖLÜM)
  • YA SU BİTERSE (2.BÖLÜM)
  • YA SU BİTERSE (1.BÖLÜM)
  • FİNAL MAÇI 24 MAYIS'TA...
  • ZEYNEP YOLUNA DEVAM EDİYOR...
  • ZİRAAT TÜRKİYE KUPASINDA PROGRAM...
  • BEŞİKTAŞ SON DAKİKADA KAZANDI...
  • FOTO GALERİ Tümü

    • DREAM TEAM'DEN LONDRA'YA

    • Subaru Forester
    ÖZEL HABER
  • YA SU BİTERSE (2.BÖLÜM)
  • YA SU BİTERSE (1.BÖLÜM)
  • PELE İYİ DE BİR KALECİYDİ...
  • SURİNAMLI AİLENİN HOLLANDALI OĞLU...
  • ARDA GÜLER GOL ATMAYI UNUTTU!
  • VOLKAN DEMİREL'DEN İSTİFA AÇIKLAMASI...
  • G.BİRLİĞİ'NDEN GÜZEL FUTBOL...
  • KURAKLIK KAPIDA, YA SU BİTERSE?..
  • KURAKLIK KAPIDA…YA SU BİTERSE?..
  • BENİ KAFALAMAK MI İSTİYOR?
  • ANKET
    Anket Sonucu Tümü

    FUTBOL DIŞINDA HANGİ SPORA İLGİ DUYUYORSUNUZ?

    VİDEO GALERİ Tümü

    • Tuzak Fragman

    • Hızlı ve Öfkeli 5
    ARŞİV
    Anasayfam Yap | Sık Kullanılanlara Ekle | Künye | İletişim | Sitene Ekle | Reklam| RSS 2.0 2026 © Telif: www.sporumuz.com. Tüm hakları saklıdır. Sporumuz.com’da yeralan haberler ve maç tahminleri sadece bilgilendirme amaçlıdır. Köşe yazarları ve yorum sahipleri yazdıklarından kanun önünde sorumludur.

    Tasarım: Tolga Toktaş