1 Mayıs 2026 Cuma
DOLAR 45.18 ₺
EURO 53.07 ₺
STERLIN 61.54 ₺
G.ALTIN 6,637.89 ₺
BTC 75,882.17 $
ETH 2,252.34 $
BİST 0.00

    Yusuf YALKIN

    Yusuf YALKIN

    1 MAYIS SADECE KUTLAMA MIDIR?

    Yayınlama: 1 Mayıs 2026 Cuma 11:49

     

    Takvimler her yıl aynı günü gösterir: 1 Mayıs.

    Ama bugün, diğer günlere benzemez. Çünkü bazı günler vardır; yalnızca yaşanmaz, taşınır… Nesilden nesile, yürekten yüreğe taşınır. 1 Mayıs da işte böyle bir gündür.

                  Bir bayram denir ona. Ama içinde sadece sevinç yoktur.
                  Bir kutlama denir. Ama içinde sessiz çığlıklar yankılanır.
                  Bir dayanışma günü denir. Ama o dayanışmanın arkasında yılların yorgunluğu, kayıpları ve umutları vardır.

    Bugün sokaklara çıkan, pankart taşıyan, slogan atan insanların yüzlerine dikkatle bakıldığında, sadece bugünün değil, "geçmişin de izleri" görülür. Çünkü emek dediğimiz şey, yalnızca çalışmak değildir. Emek, insanın hayatından verdiği zamandır. Hayallerinden eksilttiği paydır. Çocuğunun gözlerine bakamadığı akşamlardır. Sofraya geç gelen babadır, sabah gün doğmadan yola düşen annedir.

    Ve çoğu zaman emek sessizdir…

                                                       * * *                         

    Tarih bize şunu öğretmiştir: İnsan, en çok çalışırken yorulmaz; en çok karşılığını alamadığında tükenir. İşte 1 Mayıs’ın hikâyesi dünyada tam da burada başlar.
    İnsanların “artık yeter” dediği yerde…

    Bir zamanlar insanlar günde on altı saat çalışıyordu. Ne dinlenmek vardı ne de insanca yaşamak. Hayat, sadece hayatta kalmaktan ibaretti. Ve bir gün, birileri ayağa kalktı. Çok büyük laflar etmediler. Çok karmaşık taleplerde bulunmadılar. Sadece dediler ki:
    “İnsanca yaşamak istiyoruz.”

    Bu cümle, tarihin en sade ama "en ağır" cümlelerinden biridir. Bedeli ağır oldu. Çok ağır…
    Kimileri işini kaybetti, kimileri özgürlüğünü… Kimileri de hayatını...
    Ama bugün bizler, o insanların bıraktığı yerden bakıyoruz dünyaya.
    Günde sekiz saat çalışmanın “normal” olduğunu düşünüyorsak, bu normal "kendiliğinden" oluşmadı.
    Birilerinin hayatıyla ödediği bir dengedir bu.
    İşte bu yüzden 1 Mayıs sadece bir bayram değildir.
    Bir "hatırlayıştır; unutmamayı hatırlamaktır.
    Çünkü bazı acılar vardır; anlatılamaz, sadece hissedilir.

                                     * * *

    Bugün geldiğimiz noktada, “dünya değişti” diyoruz. Teknoloji ilerledi, şehirler büyüdü, hayat hızlandı… Ama insanın temel arayışı değişmedi:
    “Emeğinin karşılığını istemek…”
    Bir işçinin, emeğinin karşılığını alması hâlâ bir mücadele konusuysa… Bir insan, geçinebilmek için birden fazla işte çalışmak zorundaysa… Bir genç, hayata umutla değil, kaygıyla başlıyorsa…
    Demek ki 1 Mayıs hâlâ bitmemiş bir hikâyedir.
    Çünkü emek sadece geçmişin meselesi değil; bugünün ve yarının da sorunudur.  Ve en önemlisi…
    “İnsanın insanı anlamasıdır.”

    1 Mayıs, insan olmanın ağırlığını hissettiğimiz gündür.
    Bu mesele bitmez.
    Çünkü emek bitmez.
    İnsan oldukça, "emek" de olacaktır.
    Ve insan oldukça…
    “Hak arayışı da sürecektir”

    .