Barcelona muhteşemdi…

Çok güzel duygularla ayrılıyoruz, oysa ki hiç geri dönmek istemiyoruz!

Yeni ülkeler, yeni şehirler için araştırmalar başladı bile… Tekrar vize başvurusu yapacağız; kim bilir bu kez nerelere?

Bir yağmur, ardından rüzgar ve sonra güneş… Mayıs ayının başında şehir tam da böyleydi

Motor kiralamayı düşünüyorduk ama şehir o kadar akıcıydı ki fırsat bile bulamadık! Yürüyerek, metroyla ve sokakların enerjisine kapılarak Barcelona’yı doyasıya yaşadık.

Barceloneta Marina ve Plaj efsaneydi; alabildiğine sahil, bol oksijen, enfes deniz lezzetleri… Akdeniz’in ruhunu hissedebileceğiniz en güzel noktalardan biri. Deniz ürünleri, tapaslar, paella ve sangria eşliğinde gün batımını izlemek unutulmazdı.

La Rambla ve Catalunya Meydanı; alışveriş, gezi ve yeme içme için sayısız seçeneğin bulunduğu capcanlı bir bölgeydi. Sokak sanatçıları, müzisyenler ve farklı kültürlerden insanlarla şehir adeta yaşayan bir açık hava sahnesine dönüşüyordu.

Akşam yemeği için en keyifli duraklardan biri ise Mercat La Boqueria oldu. Deniz ürünleri, et, sebze, meyve ve tatlı çeşitleriyle tam bir lezzet şöleni  Barcelona mutfağı sadece yemek değil, aynı zamanda kültürün ve yaşam tarzının bir parçası.

Barça Stadyumu (Nou Camp) yeniden yapılıyordu ama müzesi çok etkileyiciydi. Sporculuk geçmişimden dolayı mutluluktan gözlerim doldu ⚽ Dünyanın en büyük futbol kulüplerinden birinin tarihine tanıklık etmek çok özeldi. Messi, Ronaldinho, Xavi, Iniesta ve daha nice efsanenin izlerini görmek insanı bambaşka duygulara götürüyor.

Parc Güell, olağanüstü peyzajı ve mimarisiyle kendinizi adeta bir masalın içinde hissettiriyor.

Sagrada Familia tek kelimeyle büyüleyici; sınırsız yaratıcılığın ve insan hayal gücünün sembolü. Casa Batlló ve Casa Milà (La Pedrera) ise sanatın ve mimarinin canlı halleri… Gidin, görün, ilham alın.

Barcelona’yı özel yapan yalnızca mimarisi değil; kültürü, sanatı, müziği ve yaşam enerjisi. Her köşede bir sergi, bir performans ya da bir sanat eseriyle karşılaşmanız mümkün. Şehir, Akdeniz sıcaklığını modern yaşamla mükemmel şekilde harmanlıyor.

Son durakta Colomb Anıtı, Amerika keşfinden sonra Barcelona’ya dönüşün simgesi olarak karşımıza çıktı.

Kafelerde müzik, parklarda fotoğraflar, sokaklarda sanat…

Barcelona sadece gezilecek bir şehir değil, hissedilecek bir şehir. Futboluyla, kültürüyle, Gaudí’nin eserleriyle, Akdeniz mutfağıyla ve sıcacık atmosferiyle insanın kalbinde iz bırakıyor.

İspanya’nın gözbebeği Barcelona, her köşesiyle yaşanması gereken bir şehir.

Hoşçakal Barcelona… Bir gün yeniden görüşmek dileğiyle…

(TOLGA KURU)