Başlıkta yer alan yüklenme, şiddet, süre gibi terimler, genelde antrenman teorisi denilen bilim alanında özellikle idman programları hazırlanırken kullanılan kriterlerdir. Burada antrenman ile idmanı aynı anlamda kullanıyorum. Bazen antrenman bazen idman diye yazabilirim, buna takılmayın.
Eğer bir antrenman programı hazırlanacaksa, önce hangi plan ve periyotta bulunulduğu önemlidir. Hazırlık, sezon ya da sezon arasında yapılacak antrenman programları, adı geçen periyotların içerik ve hedeflerine göre değişecektir. Burada asıl iş, antrenmanlardaki egzersizler, bu egzersizlerin uygulama şiddetleri, süreleri, dinlenme molalarının yüksek bir hassasiyetle programlanmasıdır.
Sezonda mücadele eden bir takımın hafta içi antrenmanları yüksek şiddetlerde fakat düşük kapsamlı egzersizlerden oluşmalıdır. İşin hem kondisyon (yeni tabirle atletik performans) hem de teknik- taktik boyutları bulunur. Mesele, antrenmanlar esnasındaki teknik ve taktik egzersizlerin yüksek şiddetli yüklenmeler altında yapılabilmesidir.
Burada teknik direktörlerin ya da dünya çapındaki sık kullanılan adı ile -hepimize alıştırılan ismi ile- koç’lara büyük görev düşmektedir. Koçlar (çalıştırıcılar) bunu planlarken bazı verilere ihtiyaç duyarlar. Antrenman ve maçlardan elde edilen çeşitli parametreler, birim antrenman planları içinde kullanılacak egzersizlerin ve bunların uygulama şiddetlerinin belirlenmesini kolaylaştırır.
Yüklenme şiddetinin belirlenmesinde en kolay yöntemlerden birisi sporcuların dakikadaki kalp atım sayılarıdır. Buna bazılarımız nabız, bazılarımız kalp frekansı demektedirler. Ben genelde kalp atım hızı (KAH) demeyi tercih ediyorum. Çeşitli test yöntemlerinden biri olarak kullanılan GPS verileri, diyelim ki, maç esnasında sporcuların ortalama kalp atım hızı olarak 174 rakamını vermişse (Bu rakam takımın KAH ortalamasıdır) bunun anlamı, antrenmanlar esnasında yaptıracağımız egzersizlerin bu değerlerde olmasının gerekliliğini ifade eder.
Kuşkusuz, kat edilen toplam mesafe, yapılan sprintlerin sayısı ve sprintlerin ortalama mesafesi, bunların hangi bölgelerde ne sıklıkla yapıldığı, defans ve hücum esnasındaki bu ve buna benzer veriler sizin planladığınız antrenman programını daha kolay şekillendirmenize katkıda bulunacaktır. Bunları yaparken yüklenmelerin hangi süreler içinde tamamlandığı da kayıtlarda olmalıdır.
Değerli okurlarım, antrenman bir bilimdir. Antrenman yapmayan takımların başarılı olması mümkün değildir. Eğer idman yapılıyorsa bunun yazılı kanıtları olmalıdır. Koçların kafadan yaptırdıkları ve yüklenme şiddeti belirsiz egzersizlerle takımlarını başarılı yapmaları mümkün değildir. Hele hele tatilden dönüp takımlara transfer olanlarla, bir takım dolduruşlarla, medya destekleriyle ekiplerin başarılı olmalarını beklemek hayalden öte bir şey değildir.
Biz hayallere değil, verilere göre planlarımızı yapmalıyız.
Kocaeli, 22 Ağustos 2026