18 Eylül 2026 Cuma
DOLAR 48.79 ₺
EURO 56.08 ₺
STERLIN 65.39 ₺
G.ALTIN 6,881.02 ₺
BTC 77,192.46 $
ETH 2,472.07 $
BİST 0.00

    YUSUF YALKIN YAZDI: “BEŞİKTAŞ’I SORDULAR, CEVAP VERDİM…”

    FUTBOL
    Yayınlama:

    YUSUF YALKIN YAZDI: “BEŞİKTAŞ’I SORDULAR, CEVAP VERDİM…”

     

    Beşiktaş'ın hem ligde,hem de Avrupa'da yakaladığı yükseliş trendi spor kamuoyunda ilgi ile takip ediliyor. Bu ivmenin nasıl yakalandığı konusunda çeşitli sorular soruluyor. Dilimizin döndüğünce konuya açıklık getirecek cevaplar vermeye çalıştık.

    - Vincenzo İtaliano’nun gelişi Beşiktaş’a ne kazandırdı ki, takım böyle oynamaya başladı?

    - Öncelikle şunu belirteyim; Italiano’nun Beşiktaş’ı kusursuz oynamıyor. Bu da çok normal. Böyle bir oyun anlayışında zaten kusursuz olabilmek mümkün değil. Çünkü, Beşiktaş maç boyunca önde baskı yapıyor. Bu arada savunmayı da öne çıkarıyor. Yani kalabalık bir hücuma kalkış var! Kalabalık hücum ediyorsanız, bunun karşılığında rakibinize de alan bırakırsınız. Bu kaçınılmaz. İlk yarının sonunda Marsilya bunu gösterdi. Oyuna hakimken küçük bir hata gol yemenize sebep olabiliyor.

    - Yani siz şunu mu demek istediniz; böyle bir oyun sisteminde risklerin olması da doğal.

    - Mesele tam da burada başlıyor. İtaliano’nun Beşiktaş’ı riskli futbol oynamanın kendilerine bir bedeli olacağını biliyor ama bu bedelden çekinmiyor. Geri çekilip skoru korumaya çalışmıyor. Yani kafasında sürekli 1 yersem 2 atarım düşüncesi var! Ben bunları salt Marsilya maçını baz olarak söylemiyorum. Bu adam geldiğinden beri “benim sistemim bu” diyor ve bundan asla taviz vermiyor. Tabi şu ana kadar ki durum bu. İleride neler olur bilemem. Bu futbol düşüncesi sayesinde özellikle ikinci yarıda Marsilya’yı oyundan tamamen düşürdü. Adeta teslim aldı. Sahanın tek hakimi Beşiktaş oldu! Eğer Beşiktaş yakaladığı fırsatları gole çevirse, Avrupa Ligi’nde gecenin en farklı skoruna ulaşırdı.

    - Sizce futbolcular bu oyun düzenini iyice içlerine sindirdiler mi?

    - Bakın, hoca kararlı. Futbolcular cin gibidir. Anlarlar hemen durumu. Benimsemeyenin sistem dışı kalacağını hemen çakarlar! Pabuç pahalı anlayacağın. Bu nedenle canla başla, tükenene değin sahada savaşıyorlar. Bu, Italiano'nun takıma verdiği zihniyetin en net bir göstergesi. Sahada hep var olduğunu göstereceksin, buna mecbursun. Bu şu demek; rakibe göre küçülmeyen, kendi oyunundan vazgeçmeyen, hata yaptığında bile yeniden aynı cesaretle deneyen bir takım var artık sahada. Açık oyuna dayalı sistemlerde her zaman risk vardır. Alanya’da gördük bunu. Şimdi hakem faktörü diyeceksiniz. Futbolun olduğu yerde hakem faktörü hep olacaktır. Bu kaçınılmaz. Maç bittikten sonra hakem kararı değişmez. Rahmetli Vedat Okyar’ın bir sözü vardı; hakeme rağmen yeneceksin!

    - Marsilya gibi bilinen bir Avrupalıyı böyle yerle yeksan etmek neyin nesi peki?

    - İtiraf edeyim ki Beşiktaş hayli zamandır Avrupa takımlarına karşı bu kadar yüksek özgüvenle futbol oynamıyordu. Italiano’yu en başta bunun için övmek lazım. Beşiktaş Avrupa’da yeniden hiç çekinmeden futbol oynayabileceğini hatırladı. Bunu sadece Marsilya maçı için söylemiyorum. Üst gruba gelene kadar özellikle Midtjylland maçı ile başladı bu; sertlikse sertlik. Ardından Çeklerin Kralove’si, Litvanya’nın Zalgiris’i sertlikle Beşiktaş’ı yıldıracağını sandı; olmadı. Ve tüm bunlardan sonra Beşiktaş’ın Kadıköy’de Fenerbahçe’yi yenmesi futbolcularda özgüveni tavan yaptı.

    - Yani Beşiktaş iyice pişti mi?

    - Hayır. Hala eksikleri var. Öncelikle şu rotasyon olayı defansın ortasında problem yaratıyor. Her maça farklı 2’li… Geçmişte Ajax’a, Liverpool’a, Bayern Münih’e, Barcelona’ya, Milan’a, Dinamo Kiev’e bakalım. Çok başarılı muhteşem ekipler bunlar. Sakatlık gibi bir zorunluluk yoksa, kaleci ile defansın göbeğindeki iki isim asla değiştirilmezdi. Bu ikililer evlenirler, çocuk, torun sahibi olurlar ama değişmezlerdi. Oradaki uyum çok önemli. Defans çok hata yaparsa, her hataya karşılık 2 gol atman gerekir galip gelmek için… Beşiktaş savunmasında böyle bir sıkıntı var! Orayı çözmüş değil İtaliano! Defansa oyun kurabilen bir merkez oyuncu alınmalıdır. Orta sahaya top geçirilemediği zamanlarda sadece top çevirebiliyor defans. Kaleci ile al-ver yapmak zorunda kalıyorlar. Dikine çıkartılan topların büyük çoğunluğu rakibe gidiyor! Salih önlerinde oynuyor. Olağanüstü çaba göstermek, efor sarf etmek zorunda kalıyor. Bu nedenle İtaliano bu ikilinin kimler olacağı konusunda artık karar vermeli. Bu rotasyon kaosu içinde hala Ümit Akdağ’ı göremedik.

    - Beşiktaş’ın en iyi yanı neresi peki?

    - Takım ruhu… Hepsi birbirini de hocayı da kabullenmiş durumda. Dayanışma çok iyi. Mücadele azmi, kazanma hırsı, oyunu bırakmama mükemmel. Defanstaki uyum sorunu dışında oynayanların hepsi pozitif izlenim bıraktı ben de. Bazı oyuncular ise pik noktasında Olaitan, Salih, Murillo, Cerny gibi... Kaptan Orkun daha iyi olabilir. Trossard toparlanıyor. Sakatlanana kadar Rıdvan çıkıştaydı. Outtara ileride çok yararlı olacak, bu görünüyor. Oh dinamik yapısıyla katkı sağlıyor. Vlahovic’e gelince, çok istekli ama henüz tam hazır değil! Arkadaşlarının onu iyi beslemesi halinde gol kralı olabilecek kapasitede bir golcü. İki yeni isim Miretti ve Poku da çok iyi sinyaller veriyorlar. Ve son sözüm harika oynayan Nübel’e. Tamam bazen ceza alanı dışına kadar çıkman gerekebiliyor. Ama bunu alışkanlık haline getirirsen, uzak mesafeden ayağı düzgün biri çıkar seni avlar. Ve bu moral olarak yıkılmana neden olabilir. Daha temkinli olmanda yarar var.

    - Son sorum şu; Beşiktaş’ı ne bozar?

    - Aşırı güven… Çünkü, güven fazlalığı beraberinde riskli hareketleri getirir. İnsanı laubali davranmaya iter. Aşırı güven seni normalin dışına iter! Nasılsa yenerim hissi oluşur. Beşiktaş, Alanya maçını sadece hakem hatalarından değil, biraz da “nasılsa yeneriz” düşüncesi yüzünden kaybetti.

     

     

    BENZER HABER
    İlk Yorumu Sen Yaz
    code