RADİKAL KARARLAR ALINABİLİR Mİ?
Tabi alınır, neden olmasın!
Yeter ki, istensin…
Mesela, hukuk devreye sokulabilir.
Bana göre, kasti faul sonucunda ciddi biçimde sakatlanan, uzun süre takımdan uzak kalan, formunu kaybeden, hatta o sezon oynayamayacak hale gelen, dolayısıyla maddi ve manevi kayba uğrayan bir futbolcunun, buna neden olan rakip futbolcuya "dava açma hakkı" olmalıdır.
Hadise sokakta, kahvede, iş yerinde meydana geldiğinde taraflar nasıl dava açabiliyorsa, sahada görevini yapan futbolcular da mağdur duruma düştüklerinde dava açabilmelidir.
Futbolcular geçimlerini sahada mücadele ederek sağlıyorlar. Az kazanan da var, çok kazanan da… Ama sonuçta gelirlerini buradan temin ediyorlar.
Bu nedenle FİFA ve UEFA parasal faaliyetler peşinde koşacağına hukukun önünü açacak "Ciddi düzenlemeler" yapmalıdır, iş keyfiyete bırakılmamalıdır.
* * *
Şimdi size yıllar önce ülkemizde yaşanmış bir olaydan söz edeceğim...
Bunu bana bizzat olayın kahramanı rahmetli Coşkun Özarı anlatmıştı.
İşte olay ve Özarı'nın anlattıkları:
“Eskiden birçok ünlü takım Brezilya’dan Avrupa’ya gelir maçlar oynardı. Bu takımlar Türkiye’ye de uğrardı. 1956 yılında Vasco Da Gama takımı ülkemize geldi. Ben Galatasaray’da oynuyordum. Ankara 19 Mayıs Stadı’nda bu takımla özel bir maç yaptık. Türkiye’de o vakitler röveşata hareketi pek bilinmezdi. Brezilyalılar da karşılaşma sırasında estetik hareketler yapmaya bayılırdı. Bir pozisyonda dönemin en ünlü futbolcularından Pinga röveşata yaparken ayağı benim tam suratıma geldi. Dişlerim kırıldı sandım. Uzun bir süre yerde kıvrandıktan sonra aniden kalktım ve can havliyle Pinga’ya iki yumruk çaktım. Adam kanlar içinde yere yıkıldı; burnu kırılmıştı. Acı içinde bağırıyordu. Maçın hakemi de Cezmi Başar ağabeydi. İki takım futbolcularını yatıştırdıktan sonra beni hemen oyundan attı. İş burada kalmadı ama… Pinga benden davacı oldu. Cezmi Başar’ı da şahit gösterdi. Pinga’dan rica ettiler. Ama adam, Nuh dedi, peygamber' demedi. Davadan vazgeçmedi. Sonunda hakim karşısına çıktık. Hakim, beni ve Pinga’yı dinledikten sonra Cezmi Başar’a sordu; “röveşata ne demek?..”
Ama Cezmi Ağabey bunu bir türlü hakimin anlayacağı biçimde izah edemedi. Hakim işin içinden çıkamayacağını fark edince davayı ertelendi. Brezilya ekibi akşam uçakla döneceği için bu işten yırtacağımı anlamıştım… Sonra kaldıkları otele gidip Pinga’dan özür diledim ve barıştık. Anlayacağın, sonunda iş tatlıya bağlandı. Ancak, yumruğa karşılık federasyon bana 1 yıl men cezası verdi. Sonra indirim yaptılar ama olay bana oldukça pahalıya patladı...”