Değerli okurlar, sizlere daha önceki yazılarımda bahsettiğim gibi yaş alırken “nasıl daha
sağlıklı kalınabiliri” dilim döndüğünce anlatmaya çalışacağım. Modern bilim, tıp alanındaki
gelişmeler; insan ömrünü uzatmak ve daha sağlıklı yaşlanmak konusunda büyük başarılar
elde ediyor.

İnsan ömrü tarihin hiçbir döneminde bugünkü kadar uzun olmadı. Öyle görünüyor ki; beş ya da altı yıl sonra insan ömrünü 250 yıla çıkaracak gelişmeler yaşanacak ve biz buna tanık olacağız. Asıl meselemiz, insanın bu 250 yılı “nasıl” genç ve dinamik olarak sürdüreceğidir. Bilim bu konuda (özellikle tıp alanı) hızla ilerliyor.

Longevity araştırmaları üzerinde giderek daha fazla durulan biyobelirteçlerden biri
de Vitamin B12 düzeyidir. Çünkü B12 vitamini eksikliği kansızlığa neden olan bir vitamin
olmakla beraber; nörodejenerasyondan nöropatiye, bilişsel gerilemeden kardiyovasküler risk
artışına kadar çok sayıda sağlık sorununun temelinde yer alabilmektedir.

Bu noktada dikkat çekici bir gerçek karşımıza çıkıyor. Birçok kişi, yaşlanmanın kaçınılmaz
sonuçları olarak kabul ettiği unutkanlık, yorgunluk, denge kaybı, el ve ayaklarda uyuşma,konsantrasyon bozukluğu ve enerji düşüklüğünün aslında basit bir vitamin eksikliğinden kaynaklanabileceğinin maalesef farkında değil.

Sorunun en dikkat çekici yönü ise eksikliğin çoğu zaman sessiz ilerlemesidir. B12 düzeyleri
yıllar boyunca yavaş yavaş düşebilir ve bireyler bunu yalnızca "yaşlanıyorum" diye yorumlayabilir.

B12 vitamini, namı diğer kobalamin; insan vücudunun en kritik biyokimyasal süreçlerinde
görev alan temel moleküllerinden biridir. Vitamin B12 (kobalamin), suda çözünen ve insan
vücudunda DNA sentezi, eritrosit üretimi, sinir sistemi fonksiyonları ve enerji metabolizması
için gerekli olan temel bir vitamindir. Bugün "Türk toplumunun görünmez sağlık
problemlerinden biri" vitamin B12 eksikliği yada B12 emilim bozukluğudur.

Bazı ilaçların uzun süreli kullanımı (metformin, proton pompa inhibitörleri gibi), yaş uzadıkça
mide asidi salınımının yetersiz olması (intrinsik faktör azlığı), emilim bozuklukları, yetersiz
beslenme, vegan veya vejeteryan beslenme tarzı maalesef B12 vitamin yetersizliğinde
karşımıza çıkan nedenlerdir.

Longevity açısından değerlendirecek olursak; DNA sentezinin bozulması ve kromozomal
kırılmaların artması genomik instabilite gelişmesine yol açmaktadır. Ayrıca B12 eksikliği,
hücresel düzeyde mitokondrial enerji üretimi bozulmasına, ATP sentezinin azalmasına ve
inflamasyon düzeyinin artmasına yol açabilmektedir.

Özellikle periferik sinirler bu eksiklikten oldukça fazla etkilenmektedir. El ve ayaklarda
uyuşma, karıncalanma, yanma hissi, denge bozukluğu ve kas güçsüzlüğü çoğu zaman
nöropatinin ilk belirtileridir. Uzun süre tedavi edilmeyen B12 eksikliği, sinir liflerini
çevreleyen miyelin kılıfında bozulmalara yol açabilir. Bu durum yalnızca yaşam kalitesini
düşürmekle kalmaz, bazı vakalarda kalıcı nörolojik hasar bırakabilir.

Dahası, güncel araştırmalar B12 eksikliğinin bilişsel gerileme ile de ilişkili olabileceğini
göstermektedir. Düşük B12 düzeyleri olan bireylerde hafıza performansının azaldığı, beyin
hacmi kaybının hızlanabildiği ve demans riskinin artabildiği bildirilmektedir. Bu nedenle
birçok nörolog ve geriatri uzmanı yaşlı bireylerde B12 seviyelerinin düzenli olarak takip
edilmesini önermektedir.

Ayrıca B12 eksikliğinde yükselen homosistein düzeyleri de ayrı bir risk oluşturmaktadır.
Yüksek homosistein, damar duvarlarında hasara neden olarak kalp-damar hastalıkları ve
inme riskini artırabilmektedir. Başka bir ifadeyle, B12 yalnızca sinir sisteminin değil, damar
sağlığının da koruyucularından biridir. Ayrıca metilmalonik asit ve homosistein düzeylerinde
yükselmeye neden olarak hücresel stres ve inflamasyon süreçlerini hızlandırabilir (Green ve
ark., 2017). Bu nedenle birçok longevity uzmanı, serum B12 düzeyleri ile birlikte, homosistein ve metilmalonik asit gibi fonksiyonel biyobelirteçleri de değerlendirmelidir.

Peki ideal B12 düzeyi nedir?

Geleneksel laboratuvar referans aralıkları genellikle 200–900 pg/mL arasında değişmektedir.
Ancak günümüzde birçok uzman, özellikle yaşlı bireylerde 500 pg/mL'nin üzerindeki
değerlerin nörolojik sağlık açısından daha güvenli olabileceğini savunmaktadır. Çünkü klinik
belirtiler bazen laboratuvarın "normal" kabul ettiği seviyelerde dahi ortaya çıkabilmektedir (Miller, 2024). Hatta longevity perspektifinde hedeflenen aralık 900-1200 pg/mL’dir.

B12 eksikliğinin giderilmesi ise çoğu zaman düşündüğümüzden daha kolaydır. Hafif
eksikliklerde ağızdan alınan takviyeler yeterli olabilirken, ciddi eksikliklerde enjeksiyon
tedavileri uygulanabilmektedir. Ancak burada önemli olan nokta, eksikliğin erken dönemde
tespit edilmesidir. Çünkü sinir sistemi hasarı belirli bir noktadan sonra geri dönüşsüz hale
gelebilmektedir.

Özellikle yaşlı bireylerde ve uzun süre metformin veya mide koruyucu ilaç kullanan kişilerde
düzenli B12 takibi büyük önem taşımaktadır. Emilim problemi olmayan bireylerde dil altı
formların tüketimi uygun olabilir.

Doğal beslenme planında ise; dana karaciğeri, kırmızı et, somon, sardalya, yumurta ve peynir
gibi gıdalar B12 açısından oldukça zengin olan bu besinler yer almalıdır. Gün içerisinde bu
gıdalara öğünlerde yer verilmesi, emilim problemi olmayanlar için doğal bir çözüm olarak
görülmektedir.

Bazen sağlıklı yaşlanmanın anahtarı, gözden kaçırdığımız küçük bir vitamin molekülünde saklı olabilir. Belki de geleceğin en önemli sağlık sorularından biri; bizim kaç yaşında olduğumuz değil hücrelerimizin kaç yaşında olduğudur. Bu soruya vereceğimiz cevap ise;
B12 vitamini düşündüğümüzden çok daha büyük bir role sahip olabilir.

Dr. Ayla TAŞKIRAN (PhD)

1. Green, R., Allen, L. H., Bjørke-Monsen, A. L., Brito, A., Guéant, J. L., Miller, J. W., ... Yajnik, C. (2017). Vitamin B12 deficiency. Nature Reviews Disease Primers, 3, 17040. https://doi.org/10.1038/nrdp.2017.40
2. Miller, J. W. (2024). Vitamin B12 deficiency, aging, and neurodegenerative disease. Nutrients, 16(2), 247. https://doi.org/10.3390/nu16020247