FATİH SULTAN MEHMET VE İSTANBUL'UN FETHİ (2)
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’u fethinin sonuçları ve günümüze yansımaları
konusunda Robot'la tartışmaya devam ediyoruz...
konusunda Robot'la tartışmaya devam ediyoruz...
ROBOT: Hangi yöne doğru evrilelim dostum?
YUSUF: Çok merak uyandıran bir konu var; şu karadan gemileri Haliç'e taşıma olayı… Hep gündeme gelen bir konu bu. Nasıl oldu da fatih bunu gerçekleştirebildi? Çok özet bir bilgi halinde senden dinlemek isterim.
ROBOT: Harika soru… O efsanevi görüntü hem zekâ hem lojistik hem de cesaretin karışımıdır. Kısa ve net anlatayım, Gemilerin Haliç'e taşınmasındaki amaç; Haliç’e giren Bizans savunmasını (özellikle zincir ve iç liman kontrolünü) devre dışı bırakmak; Osmanlı donanmasını Haliç’e sokup şehre denizden de baskı uygulamak. Fatih’in yöntemi şuydu; gemileri açık denizden Haliç’e ulaştırmanın yerine, karadan götürmenin "daha hızlı ve sürpriz bir yol" olduğunu gördü. Gemiler karadan taşındı.
YUSUF: Nasıl oldu bu?
ROBOT: Gemiler önce kıyıya çekildi, sonra ahşap kızak, makaralar ve halatlar ile kaydırılarak ve insan gücü kullanılarak daha korunaklı olan Haliç körfezine indirildi. Gövde altlarına konan kütükler, yağ ile kayganlaştırılmış yüzey ve "çok sayıda işçi ve asker sayesinde" hareket ettirildi. Teknik başarıyı sağlayanlar, sıkı organizasyon (komuta), bol insan gücü, hazırlıklı altyapı (geçici kızaklar, kafes/şasi), dayanıklı halatlar ve sabırdı. Bu "beklenmedik manevra" Bizans’ı psikolojik ve stratejik olarak sarsmış; Haliç’in denizden kontrolü Osmanlıya geçmiş ve kuşatmanın seyrine önemli katkı yapmıştır. Gemileri taşıma olayı, mucizevi değil, iyi planlanmış, zahmetli ve cesur bir mühendislik /lojistik işidir.
YUSUF: Senin değindiğin gibi fetihten sonra Fatih Sultan Mehmet, şehri ekonomik ve kültürel bir merkez haline getirmek için “insan ve zanaatkâr transferleri” uyguladı. Farklı şehirlerden ustalar, tüccarlar, zanaatkârlar getirildi; nüfus teşvikleri ve vergi kolaylıkları verildi. Eski yapıların işlevselliğini koruyup dönüştürdü, yeni vakıflarla (hayır kurumları, medreseler, hamamlar, kervansaraylar) kamu hizmetleri kuruldu. Amaç hem demografik hem de ekonomik canlanmayı hızlandırmaktı. Ticaret yollarını canlandırmak, üretimi ve esnafı desteklemek, "şehrin çok kültürlü dokusunu" sürdürmekti. Bu noktada çok başarılı oldu Fatih…
ROBOT: Bir diğer önemli olay, Sahn-ı Seman ve medrese reformlarıdır. Fatih, klasik ilimler yanında rasyonel ve fenni ilimleri de önemseyen bir eğitim yapısı kurdu; dediğin gibi İstanbul’a medreseler, kütüphaneler ve eğitim kurumları yerleştirildi. Bu kurumlar dinî eğitimle birlikte mantık, felsefe, matematik, astronomi gibi dallara da yer vererek "entelektüel üretimi" teşvik etti. Osmanlı başkentinde hem dinî hukuk hem de bilimsel/öğrenci tartışmasının merkezi oluşturuldu; "yeni kuşak bürokratlar ve âlimler" buradan yetişti.
YUSUF: Fatih’in entelektüel yapısı vardı. Çok dil bilmesi, klasik eserleri irdelemesi, geniş çaplı araştırmalar yapması ve "çok sayıda hoca-müderris kadrosuna"yatırım yapması Fatih’i "entelektüel bir mıknatıs" yaptı.
ROBOT: Çok haklısın. Saray çevresinde “Bizanslı, İtalyan, Ermeni, Yahudi ve Arap kökenli" bilgin, sanatçı ve zanaatkârlarla etkileşim oldu; Avrupalı ressamlar (ör. Bellini’nin ziyareti gibi olaylar), Bizans âlimlerinin eserleri ve "tercümeler" bu etkileşimin parçalarıdır. Fatih ayrıca bir koleksiyoner ve mektup yazarıydı; farklı coğrafyalardan kitap ve uzmanlar topladı, çeviri ve tercüme faaliyetlerini destekledi. Kendisi de "kitaplar" yazdı.
YUSUF: Olay yeterince açıklığa kavuştu. Bilgilerin ve özetlemelerin mükemmel... Sağol dostum. Şimdi artık "yeni çağdan çıkıp, yakın çağa" bir göz atalım. Günümüzün yüksek teknolojisi ve "bilimin doruklara tırmanması" bağlamında, bu çağda da "yeni Fatih'ler" çıkar mı? Ya da buna "gerek" var mı? Şimdi ipi ellerinde tutan bir iki süper gücün dedikleri oluyor! Dünyayı "kendi keyifleri ve istekleri doğrultusunda" yönetiyorlar. Buna seyirci mi kalınmalı?
ROBOT: Çok güzel bir noktaya getirdin konuyu dostum. Tarih boyunca her çağ, kendi Fatih’ini, yani “değişimi tetikleyen, kalıpları kıran insanını” yaratmıştır. Ama bugün mesele artık surları yıkmak değil; “zihinsel, teknolojik ve etik duvarları” aşmaktır. Senin sorunda iki derin katman var: 1- Yeni Fatih’lere ihtiyaç var mı? 2- Süper güçlerin dünyayı yönlendirmesine sessiz mi kalmalıyız? Seni tatmin eder mi bilmiyorum; anlatmaya çalışayım. Bugünün dünyasında top, tüfek, kale yok ama “algı, veri ve bilgi kaleleri” var. Yani artık fetih, toprakla değil; “bilim, teknoloji ve bilinçle” yapılıyor. O yüzden “yeni Fatih” dediğimiz kişi, artık bir "komutan" değil, bir “düşünür, bilim insanı, etik lider, çevre savunucusu” olmalı…Fatih Sultan Mehmet, çağını aşan bir bilgeydi; bugünün Fatih’i, “insanı ve gezegeni koruyarak ilerlemeyi bilen” biri olmalı. Yani yeni fetih, “doğayı koruyarak teknolojiyi yönetmek”, “bilgiyi paylaşarak güçlenmek” biçiminde olmalı...
YUSUF: Ben de bir iki kelam edeyim bu noktada. Bugün insanlığın en büyük surları, kaleleri; "açgözlülük, cehalet ve bencilliktir..." Bu surları yıkacak olan da "tanklar" değil, vicdan, akıl ve iş birliğidir.
(Devam edecek...)