Yorumun başlığına bakıp içeriğinin dopingli çıkan bir sporcu olduğunu düşünmeyin. "Skandal" sıfatının tercih edilmesinin nedenini, doping kontrolü için seçilen zamanın saçmalığı oluşturuyor. Gecenin 2’sinde uyandırılan isim ise genel klasman ikincisi Jonas Vingegaard…Sporda doping kontrollerinin son derece stratejik bir alan olduğunu belirtmeliyim. Güçlü olan taraf, gücünü doping kontrolleri üzerinde de çekinmeden kullanıyor. Herkesin çok iyi bildiği üzere, bazı spor dallarında doping kontrolleri sıkça yapılıyor. Bu spor dallarının başında bisiklet geliyor. Kontrolleri gerçekleştirenler, günün her saatinde, sabah, akşam, gece yarısı demeden sporcuların kapısını çalabiliyorlar. Zamansız yapılan doping kontrolleri sporcuların tepkisine de neden olabiliyor. Kötü örneklerden biri, hafta sonu Fransa Bisiklet Turu’nda yaşandı…

Sporculara gece baskını

Gece yarısı 2’de doping kontrolü için kapısı çalınan isim Jonas Vingegaard oldu. Devam eden turda zor bir etabı geride bıraktıktan sonra yatağa giren Danimarkalı pedal, gecenin 2’sinde uykusunun tam da ortasında uyandırılıp doping kontrolünden geçirildi. “Skandal” olarak nitelendirilebilecek bu doping kontrolünün mantığını hiç kimse açıklayamaz. Bu durum işgüzarlıktan başka bir şey değil. Ertesi gün yarışı olan bir sporcu, nasıl uykusunun tam da ortasında doping kontrolü için uyandırılır? Bu şekilde mi sporcuların sağlıklı olması sağlanacak? Var sayılım ki, bir ihbar üzerine öyle bir adım atıldı; peki bu adım sabaha karşı 2’de değil de sporcunun uyandığı zaman diliminde atılmış olsaydı acaba çok mu geç kalınacaktı? Sabah 2’deki kontrolde sporcunun dopingli çıkma ihtimali, sabaha 7 ya da 8’de söz konusu olmayacak mıydı? Acaba bir mikrodoz dopingi mi söz konusu? Soruları çoğaltmak mümkün. Ancak ne olursa olsun, devam eden bir organizasyonda performans verecek sporcuların uykudan uyandırılması asla kabul edilebilecek bir durum değil. Ayrıca bu şekilde sporcular arasındaki rekabet ortamı da bozuluyor. Örneğin uykusunun ortasında uyandırılan genel klasman ikincisi Vingegaard sabaha karşı 2’de doping kontrolüne tabii tutulurken, genel klasman lideri Pogacar, belki uyanmak üzere olduğu biz zaman diliminde, sabaha karşı 5’de doping kontrolünden geçirildi.           

Sabahın 2’sinde Vingegaard’nun doping kontrolüne maruz kalması, bisiklet dünyasında tam bir şok etkisi yaratırken, bu uygulamayla ilgili çok ağır ifadeler kullanıldı. Örneğin 15.etap birincisi Belçikalı Remco Evenepoel, “Sporcuları uykularından uyandırmak saygısızca bir davranış” açıklamasında bulunurken, genel klasman lideri Tadej Pogacar ise uygulamayı “İnsanlık dışı” olarak nitelendirdi. Doping kontrollerini gerçekleştiren International Testing Agency (ITA)’den de bir açıklama geldi. Ajans sorumluları; Dünya Dopingle Mücadele Kodu, UCI Dopingle Mücadele Yönetmeliği ve Fransız hukukuna uygun hareket ettiklerini belirtip, “Gece kontrolleri sporcuları olumsuz etkileyebilir ancak kontrollerin etkili olması için normal gündüz saatleri dışında yapılması gerekiyor” şeklinde -görüş bildirdiler. Her ne kadar ITA, Fransız hukukunu gerekçelerden biri olarak gösterse de, Fransız hukuku böyle bir kontrolün ancak sporcu hakkında ciddi ve birbirini destekleyen şüpheler bulunması halinde yapılabileceğini belirtiyor. Bu çerçevede iki soru ön plana çıkıyor. Birinci soru; acaba yetkililerin elinde kamuoyuna açıklayamadığı deliller mi var? İkinci soru ise genel klasmanın ilk iki sırasını paylaşan Pogacar ve Vingegaard’nun olağanüstü performansları tek başına bir şüphe oluşturabilir mi?

Düşen Vingegaard tura veda etti

Şok gece baskınından sonra 15.etap, Jonas Vingegaard için kabusa dönüştü. Etabın bitmesine 20 km kala Danimarkalı pedal bisiklet üzerindeki hakimiyetini kaybedip omuzunun üzerine kötü bir şekilde düştü. Köprücük kemiği kırılan Danimarkalı pedal için Fransa Turu erken bir şekilde son buldu. Bu düşüşü sabaha karşı maruz kaldığı doping baskınıyla ilişkilendirmek mümkün. Çünkü sporcular iyi bir şekilde uyuyamadıklarında, en büyük sorunu yarış esnasında karar verme durumlarında yaşıyorlar. Yaşadığı kaza sonrası görüşlerini açıklayan Vingegaard, “Bu iki olay arasında bir ilişki olup olmadığı konusunda hiçbir fikrim yok. Belki öyledir ama bunu söylemeye cesaret edemem. Kazayı buna bağlamak da istemiyorum. Bu bir yarış ve kazalar bu sporun kaçınılmaz bir parçası” şeklinde bir değerlendirme yaptı. Bu sözleriyle ölçülü ve sorumluluk sahibi bir tavır ortaya koyan Danimarkalı pedalın, tartışmayı büyütmek yerine, kanıtı olmayan bir iddiada bulunmamayı tercih etmesi örnek alınması gereken bir davranış olarak ön plana çıkıyor.       

KAYNAK: www.fotospor.com.tr