İlk başkanı Vahit Çolakoğlu, şimdiki başkanı Mehmet Akif Üstündağ olan ve 1958 yılında kurulan Türkiye Voleybol Federasyonu, son 20 yıldır özellikle kadın voleybolunda Türk sporunun gözdesi olmayı başararak ve bu başarısını istikrarlı biçimde sürdürerek, futbol dışında tüm takım sporlarını geçmiş ve bir numaraya yükselmiştir. Türk kadın voleybolu, Avrupa’nın voleybol ülkesi sayılan İtalya ve voleybolu milli sporu sayılan Polonya gibi ülkelerin milli ve kulüp takımlarını geçerek kadın voleybol branşının gelişmesinde Avrupa’da liderliği ele geçirmiştir.

           Peki neden voleybol bu kadar başarılı olarak tüm takım sporlarının önüne geçti ve sporseverlerin gözdesi oldu? Elbette bu uzun vadeli çalışmalarla ulaşılabilecek bir başarı. Ancak öncelikle bu spor dalının diğer takım sporlarından avantajlı taraflarına da bakmak lazım. Bu branşın diğer takım sporlarından en belirgin farkı, mücadele eden takımlar arasında bir temasın olmamasıdır. Doğrudan fiziksel temas olmadığı için voleybol sporcularının diğer takım sporcularına göre sakatlanma riski azdır. Voleybolda topu tutmak yerine sadece anlık dokunuşlar yapılabildiğinden oyun hızlı akar ve bu da oyuna inanılmaz bir ivme ve süreklilik kazandırır. Voleybolcu sahanın her yerinde oynayacağı için hem savunma, hem hücum becerilerini geliştirmek zorundadır. Topun yere düşmesi sayı olacağı için sporcu konsantrasyonu çok önemlidir. Bu nedenle voleybol sporundaki yardımlaşma diğer takım sporlarına göre daha önemlidir.
          Voleybol kas gücünden çok koordinasyon, eşgüdüm, hız ve yardımlaşmaya dayalı bir spor dalıdır ve bu branşta estetik enstantaneler oldukça fazladır. Bunlar bu spor branşının avantajını yaratan özellikler. Belirtmeye çalıştığımız bu özellikleri nedeniyle voleybol sporunu kadınların tercih etmesi önemli etken. Ancak sporseverlerin bu spora olan yoğun ilgileri ise sadece bu branşa ait özelliklerle sınırlanamaz. Kamuoyunun dikkatini çeken ‘sultanlar ligi, efeler ligi’ ve ‘filenin sultanları’  gibi sporseverlerin ilgisini canlı tutacak başarılı PR (piar) çalışmaları da bu konuda önemli bir faktör. Bu dikkat çeken uygulamalar sayesinde sempatisi ve popüleritesi artan bu spor dalına, Puma, Vodafone, AXA Sigorta gibi ülke ekonomisinin itici gücü olan büyük markaların sponsor olması sağlanmıştır.  Bu sponsorlukların katkısı ile neredeyse basketbolu geçen yaklaşık 2 milyar TL.’ye ulaşan bütçesi ile federasyon, ciddi bir finans rahatlığı kazanmıştır. Liglerde mücadele eden büyük bütçeli kuruluşların ve güçlü markaların isimlerini taşıyan takımlar ile Avrupa’nın ve hatta dünyanın en parlak voleybolcularının liglerimizde oynatılma imkanı sağlanmıştır.
             Galatasaray, Fenerbahçe, Beşiktaş gibi taraftarları milyonlara ulaşan kulüpler ile Eczacıbaşı, Vakıfbank, THY gibi maddi açıdan güçlü markaların liglerde mücadele etmesi, bu kulüpler tarafından en kariyerli kadın hentbolcuların transfer edilmesiyle rekabet ve dolayısıyla müsabakalarda kalite artmıştır. Böylece sporseverler Eda Erdem, Melisa Vargas, Zehra Güneş gibi başarılı yerli oyuncular yanında İsabelle Haak, Gabi Guimares, Paula Egonu gibi güçlü karakterleri seyretme imkanı bulmuştur.
          Dolu salonlarda oynanan ve büyük başarı gösterilerek Milli takımlar düzeyinde Avrupa Şampiyonluğu, Milletler ligi Şampiyonluğunu kazandığımız, kulüp takımları ile CEV Şampiyonlar Ligi şampiyonluğu, FIVB Dünya Kulüpler Şampiyonluğu, CEV kupası şampiyonluğu, CEV Challenge kupası kazandığımız maçlar televizyonlardan canlı yayınlanmış ve tekrar tekrar ekrana getirilmiştir. Maçları izlenen başarılı oyuncularımız bu sporu seçmek isteyen genç sporcular için rol model olmuştur. Milli takım ve kulüp takımlarımızın sporcularının bu başarıları medyada kahramanlık hikayesine dönüşerek genç sporcular için voleybol sporunu daha cazip, daha çekici hale getirmiştir.

         Halen ülkemizde voleybol liglerinde mücadele eden lisanslı kadın (alt yapı ve okul sporları dahil) aktif sporcu sayısı yaklaşık 150.000, kulüplerde ve liglerde aktif mücadele eden lisanslı erkek voleybolcu sayısı ise 60.000’e yaklaşmıştır. Bu sayılara göre voleybol, Türkiye’de lisanslı kadın sporcu sayısı bakımından en yüksek sayıya sahiptir. Gelecek yıllarda şimdiye dek kazanılan başarıları daha ileriye taşıyacağına inandığımız bu sporcuların bu dileklerimizi gerçekleştireceğine olan inancımız tamdır.

         Diğer kadın takımlarımızın özellikle umutla beklediğimiz hentbol sporunun kadın sporcularının voleybolun son yıllarda ulaştığı çizgiye yaklaşması için güçlü firmalar, tanınmış markalarla uzun vadeli sağlam sponsorluk ortaklıkları kurulmalıdır. Daha önce görev yapan  federasyonlarda başarı ile uygulandığı gibi okul sporları dikkate alınmalı, sporcuları izlenmeli, öğretmenlerle sıcak ve canlı bağlar kurulmalıdır.

         Hentbol oyun kurallarında oyunu daha cazip hale getirecek bir takım değişikliklerin yapılması seyircinin ve sporcunun ilgisini artırabilecektir. Taraftarı milyonları bulan Galatasaray, Fenerbahçe gibi kulüplerin hentbol liglerine katılması için gereken her fedakarlık yapılmalıdır. Hentbol sporcusunun gücünü ortaya koyabilecek piar çalışmaları yürütülmeli ve bu imajı yaratacak markalarla işbirliği yapılmalıdır. Her mahallede, her okulda erişilebilir hentbol salonları planlanmalıdır. Bu dileklerin gerçekleştirilmesi başarıya ulaşmayı hızlandıracaktır.