Eskiden bayram denince ilk akla gelen şey tatil planı değil, kapı kapı dolaşan insanlar olurdu. Aynı şehirde bile olsak “ziyaret sırası” diye bir şey vardı; kimde başlanır, kimde bitirilir hesaplanırdı. Bayram, takvimde birkaç gün değil, insanları birbirine bağlayan bir sosyal ağ idi, şifresi de kapı ziliydi.
Yeni bayramlarda ise tablo biraz değişti. Tatil uzadı ama temas kısaldı. Bayram mesajları çoğaldı ama el sıkışmalar azaldı. Bir zamanlar “uğramadan olmaz” denilen büyükler, şimdi “bir ara yazarım” listesine girdi.
Eski bayramlar kaynaşmaydı; yeni bayramlar sessiz bir mola. Eskiden insanlar aynı sofrada buluşurdu, şimdi cep telefonunda dolaşan toplu çekilmiş eski bir sofra fotoğrafının altındaki “Bayramın mübarek olsun”larda buluşuyor. Bayramın en büyük kalabalığı artık otogarlar değil, telefonlarda dolaşan kopyala-yapıştır mesajlar.
Yine de bayramın özü kaybolmuş değil. Sadece şekil değiştirmiş gibi. Belki de mesele eskiyi aynen geri getirmek değil; yeni alışkanlıkların içinde o eski sıcaklığı yeniden bulabilmek. Çünkü bayram, takvimde değil; hatırladığımız ve hatırlandığımız insanlarda saklı.
Prof.Dr.Hakan Levent GÜL
İstanbul Rumeli Üniveristesi, Spor Bilimleri Fakültesi
Moodist Hastanesi, Nöroloji Kliniği