Futbolda, dünya kupası bizim açımızdan sona erdi. Ama durumun değerlendirilmesi ve geleceğe yönelik bazı planların yapılması konusunda henüz geç kalınmış değildir!
Bundan üç yıl önce, ağırlıklı olarak Portekiz kokan bir planlama toplantısı yapmıştı TFF. O zamanın yöneticileri ve danışmanları, hafiften bugünü planlamaya çalışıyorlardı. Fakat gerek sunumlar gerekse kendilerine danışılan kurumların anlattıkları ve aktardıklarından işin yolunda gitmeyen taraflarının işaretlerini almıştım.
Bir kere, biz yabancıların her anlattığını doğru kabul ediyoruz. Böyle bir şey olmaz! Sanıyoruz ki, en doğru bilgileri onlar anlatır, onlar bilir ve bunlar uygulanırsa başarı gelir… Yaşadığımız, gördüğümüz gibi gerçekler böyle gelişmiyor.
Meselenin en önemli tarafı doğru insan kaynakları ile çalışılmıyor oluşudur. Burada TFF’nin her ne kadar özerk bir yapısı olduğu söylense de yasa ile kurulmuş bir federasyon olarak açıklansa da hatta futbolun bu baskısını azaltabilmek için ayrı bir spor yasası çıkarsak da futbolun bu yapısını çözemedik.
Devletin, siyasetin desteği olmadan bu federasyonun yaşaması, işlerin yürümesi mümkün değildir. Peki bu kadar büyük ve ciddi bir destek alan federasyonun milli takımlardaki başarısızlığını nasıl açıklamak gerekir? Hoş, dünya kupasında sonuçlar bugünkü gibi olmasaydı her şey unutulup gider miydi onu bilemem ama futbolda çok daha temelli ve sert önlemlerin alınması gereklidir.
Yabancı oyuncular, yabancı teknik direktörler, yabancı menecerler, yabancı yayıncı kuruluşlar ve uluslararası federasyonlarda yeterli temsilcilerimizin olmayışını da eklersek durum pek parlak görünmüyor gibi…
Açıkça yazayım, beynelmilel federasyonlarda eğer sizin federasyonuzdan bir veya birkaç kurulda birer üye yoksa birçok konuda işleri geriden takip edeceksiniz demektir. Bu türden federasyonlarda gerekli kulis ve beşerî ilişkileri yürütebilmek için yalnız futbol değil tüm federasyonlar büyük bir gayret göstermelidir.
Böylesine büyük bir organizasyonda sizden bir hakemin olmaması dikkat çekicidir. Bunun gerekçelerini anlatacak bir birim olmalıdır. Eğer sizin federasyonunuzdan hakem olursa diğer ülkelere mensup hakemler sizin maçınızda daha dikkatli düdük çalacaklardır. Bunun önemini, özellikle takım sporları ile uğraşan yönetici arkadaşlarım bilirler.
Velhasıl, demek ki, “Bizim çocuklar, vb.” diyerek aşırı anlam yükleyerek başarı gelmiyormuş. Zaten Montella’nın takımın mentoru benim diyerek maçtan önce verdiği demeç her şeyin tuzu biberi olmuştu. Milli takımlarımıza, çocuklar, efeler, sultanlar demek bir moda oldu ama galiba asıl hedeften uzaklaşma bu isimlendirmelerle başlıyor.
Milli takım, milli takımdır ve üzerine düşeni yapmalıdır. Ama bu işlerin asıl patronu federasyondur. Gelecek maçlar ve turnuvalara da katılacak olunması, var olan tablonun yeniden ve sıkı bir biçimde değerlendirilmesini gerektirmektedir. Meseleye bu açılardan bakmamız bize gelecek için daha kalıcı başarılara ulaşmamızı sağlayacaktır.
İzmit, 21 Haziran 2026