Lise dönemimde ziyaret ettiğim ya da üzerinde gezindiğim bazı antik yapıların yıllar sonra ayağa kaldırılışını görmek beni ziyadesi ile memnun eder. Çocukluğumda aile dostları vasıtası ile, gençliğimde ise okul arkadaşlarımla birlikte gezdiğim birçok antik eser bugün görmeden ölünmemeli denecek şekilde restore edilmiş haldedir.
Lise döneminden başlarsam, özellikle bu konuda benden fersah fersah üstün iki arkadaşımdan söz etmeliyim: Bunlardan birisi Şükrü Tül, diğeri ise Ahmet Boratav’dır. Ne yazık ki Şükrü hocayı kaybettik. Ahmet Boratav ise kendi işini sürdürüyor. Birlikte yaptığımız birçok gezide bu arkeolojik eserlerin muhteşemliği karşısında her defasında daha çok etkileniyorduk.
Bergama, Efes, Milet, Afrodisyas ve daha birçok bölgeyi, her tatilde günler süren ziyaretlerimiz esnasında yüzlerce kare fotoğraf çekiyor, oraları ziyaret eden turistlerle sohbet ediyorduk. Özellikle Efes’in geçmişin en önemli bir liman kenti olmasına rağmen kentin sivrisinek saldırıları sonrasında terk edilmesini, hemen her parçasının bugüne kadar sağlam kalabilmesini şaşkınlıkla yaşardık.
Bugüne geldiğimizde Efes, denizden oldukça uzaktadır. Bunun sebebi Küçük Menderes nehrinin yıllarca taşıdığı alüvyonlu toprakların denize doğru uzanmasıdır. Bugün, Pamucak denilen bölgede denize girenler bilirler, kıyıdan elli metre yürüseniz bile suyun yüksekliği dizinize kadar gelmez. Ama su pırıl pırıldır, rüzgâr gemilerin limandan çıkabilecekleri knot kuvvetindedir. Gece serin ve ay sizin yol göstericinizdir. Tam denizcilerin istediği gibi…
Bu yılki iznimde hedefim Euromos’u ziyaret etmekti. Eski okul yıllarımda üzerinden, etrafından geçtiğim bu Karya kenti, Helenlerin, Makedonların, Mısır ve Suriye Krallıklarının yönetimi altında binlerce yılı geçirdi. Bu kentin ortaya çıkarılışında 1969-1975 yılları arasında Ümit Serdaroğlu’nun kazı ve restorasyonunu hatırlıyorum. 2011 sonrası başlayan kazılarla bu kentin kuzey ve güneydeki nekropolleri, agorası, hamamı, tiyatrosu, kent surları ve şapeli ortaya çıkarılmış oldu. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesinden Abuzer Kızıl hocamızın emeklerine sağlık.
Bugüne geldiğimizde, Euromos’taki Zeus Lepsynos Tapınağı, muhteşem sütunlarıyla bizi geçmişine çağırıyor. Kazılar sonrasında ayakta olan sütunları yanında doğu dış cephesinde bulunan bir kulak figürü bu eserin en önemli parçası olmalıdır. Zeus’un kulakları diyebileceğimiz bu kabartma, insanların dertlerini dinleyecek birini her zaman aradığının göstergesi olabilir mi?
Kocaeli, 12 Eylül 2026