Avrupa Ligi eleme maçlarında olduğu gibi Beşiktaş, Süper Ligin ilk 90 dakikasında da kalesini gole kapatıp, 1-0’lık skorla sahadan galip ayrılmasını bildi. Maçın en dikkat çekici ayrıntısı, İtaliano’nun ilk 11 tercihiydi. Beşiktaş’ın yeni transferlerinden Trossard ilk defa ilk 11’de sahaya çıktı. 

Avrupa Ligi’ne giden yolda oynadığı 4 maçın hepsini kazanan Beşiktaş, Süper Lige de galibiyetle başladı. G.Saray ve Trabzonspor’un berabere kaldığı, F.Bahçe’nin yenildiği haftada Kara Kartal’ın kötü bir sürprizle karşılaşmadan 3 puana ulaşması sembolik açıdan kıymetliydi. Ne var ki Avrupa maçlarında olduğu gibi ulusal lig buluşmasında da siyah beyazlıların skor üretimi beklentilerin altında kaldı. Bu sorun Nübel kalesini gole kapattığı sürece belki baş ağrıtmayacak ama ortaya çıkan tablonun da keyif vermediği bir gerçek.

İlk 11’de 4 değişiklik

Perşembe akşamı Kralove maçına başlayan 11’den 4 farklı isim sahadaydı. İtalyan teknik direktör hafta içi oynanacak Avrupa Ligi maçını dikkate alarak Eyüpspor sınavında Taylan, Agbadou, Trossard ve Semih’e şans verdi. Bu konuda İtaliano, sezon başında maç trafiği arttığında rotasyona gidileceğini ifade etmişti. Dolayısıyla İtalyan hocanın sahaya sürdüğü ilk 11 sürpriz olmadı. Şans bulan bu dörtlüden Trossard henüz hazır gözükmezken, rakibin katı savunmasına takılan Semih de etkisiz kaldı. Savunmada görev yapan Taylan ve Agbadou ise, 0.09 gol beklentisiyle oynayan rakibin hücumu pek düşünmemesi nedeniyle rahat bir 90 dakika geçirdiler. Beşiktaş’ın rotasyonlu bir kadroyla maça başlamasının nedenlerinden biri de, maçın mutlak favorisi olmasıydı. Böyle bir gerçek söz konusuyken, taraftarın beklentisi zayıf rakip karşısında farklı bir galibiyetti. Ne var ki 3 puan sadece tek golle geldi. Fileleri yine Cerny havalandırırken, asistin sahibi da yine Olaitan’dı. Hatırlanacağı üzere bu ikili son Kralove maçının da golcüsü ve asistçisiydi.

İtaliano’nun dokunmadığı orta sahadaki 3’lü Salih, Orkun ve Olaitan savunma performansıyla sınıfı geçerken, hücumda daha yaratıcı olmaları gerekirdi. Ara transfer döneminde Göztepe’den gelen Olaitan, çok yetenekli olmamasına karşın sahada yaptığı doğru işler sayesinde Beşiktaş’ın oyununda kilit isimlerin başında geliyor; tam bir teknik direktör oyuncusu diyebiliriz. Orkun ise Olaitan’ın tam tersi özelliklere sahip. Ayaklarını Olaitan’a göre daha iyi kullanan gurbetçi oyuncu, maçın sıkıştığı anlarda takım arkadaşlarına pas vermek yerine topları kendi bitirmeye çalışıyor. İstediklerini yapmadığında da eski Feyenoordlu hırçınlaşıyor. Ayrıca rakibin en ufak temasında kendini yere bırakması da çok hoş gözükmüyor. Takım kaptanı olarak Orkun’un hakem aldatmalarına girmemesi ve maçın gidişatı ne olursa olsun sakinliğini koruması gerekiyor. Eğer bu konuda bir ilerleme kaydedemezse İtaliano’dan kesik yemesi sürpriz olmaz.

Vlahoviç çözüm üretir mi?

Tek golle Eyüpspor engelini geçen Beşiktaş’ın gol beklentisi istatistiklere 1.28 olarak yansıdı. Kabul etmek gerekiyor ki, rakip bu kadar zayıfken bu oranın daha yüksek olması ve gol toplamının da 1 ile sınırlı kalmaması gerekirdi. Şimdilik Oh ve Semih’in beklentileri karşılamadığı bir gerçek. Peki flaş transfer Vlahoviç bir çözüm olacak mı? Bu soruya elbette herkes “Evet” cevabını verecektir. Ancak Orkun ayağına gelen topları zamanında çıkarmazsa, forvetler Trossard, Cerny ya da İlhan yeterli üretkenliği sergileyemezlerse Juventus’tan gelen Sırp golcü de tek başına çare olamaz. Bu arada bitirirken, Eyüpsporlu oyuncunun gördüğü kırmızı kart üzerinde durmak istiyorum. Bu tür faulleri maalesef “kötü” oyuncular yapıyor. Her türlü yabancıya kapların açık olduğu Süper Lig’te mutlaka ithal isimler için belli kriterler getirilmeli. Yoksa bu kötü futbolcular, transfere çok fazla para harcayan kulüpler için kabus olacaklar.