Uzun süreden beri sözünü ettiğim, alan ilgilileri ile yaptığım konuşmalarda dile getirdiğim konuyu şimdi köşeme taşıyorum:

İnnovasyon terimi ya da sözcüğü karşılığı olarak “yenilik”, “değişim yaratan” anlamında yazılıp-çizildiğini biliyorum. Yabancı dildekini kullanırken iki n ile değil, tek n ile yazıldığını görüyorum. Neticede bir yenilik, bir değişiklik getiren çabaların sonucu diyebileceğimiz bu terimi açıklamakla zamanınızı çalmak istemiyor ve hemen görüşlerimi paylaşıyorum.

Spor Bilimlerinin gelişmesi Spor Hekimliği Derneği ve daha sonra kurulan Spor Bilimleri Derneği ile şekillenmeye başlamıştır. Üniversitelerimize bağlı Beden Eğitimi ve Spor Yüksek okullarımız uzun süre sporda yüksek öğretime büyük bir destek vermiştir. Daha sonra ise bazı kriterleri yerine getirmeleri şartıyla bu kurumlarımız spor bilimleri fakültelerine dönüşmüştür.

Fakülte haline gelmesinde, öğretim üye sayısı, fiziksel ve sportif tesisler, laboratuvar, lisansüstü eğitim (özellikle doktora eğitimi), kütüphane gibi konular ilk önce yerine getirilmesi gereken kriterler arasında yer alıyordu. Bu koşullara sahip olanlar yavaş yavaş spor bilimleri fakültesi olma hakkını kazandılar.

Kuşkusuz, fakülte haline gelmesi sporun Üniversite yapısı içerisinde daha tanınır olması getirmiştir. Açılan programlarla öğretim üyesi yetiştirmede hız kazanılmıştır.  Keza spor bilimleri alanında yeni doçentler sisteme katılmış, yayın faaliyetlerinde eskiye oranla bir hayli fazla sayıda eser ortaya konumuştur.

Fakat, bu kadar fakülte, doktora programı, araştırmalar varken bunların yansıması olması gereken reel sektördeki kulüp ya da özellikle milli takımlarımızın bu çalışmalardan yeterince faydalanamadıkları görülüyor. Örnekleri burada vermeyeceğim. Birçok yayına imza atabilirsiniz, yüksek sayıda atıf da alabilirsiniz ama asıl iş bu araştırma sonuçlarının sporumuzda bir gelişme, bir sıçrama yaratmasını sağlayıp sağlamadığı sorgulanmalıdır.

En sık verdiğim örneklerden birisi, “Hangi çalışma, bizim sırıkla atlama yapan bir sporcumuzu 1 cm daha yükseğe taşıyabilir?” sorusudur. Yeteneklileri keşfetmede hangi testler daha efektif olarak kullanılabilir?

Yetenekli bir sporcuyu seçebilmek için önce onun spor yapması gereklidir. Bir futbolcuyu, birkaç antropometrik test ile değil onun oynamakta olduğu yaş kategorisindeki maçlarını gözlemleyerek seçebilmeliyiz.

10-15 yıldan beri hem milli eğitim hem de spor bakanlığı bünyesinde binlerce öğrencimize çeşitli sportif testler uygulandı. Nerede buralardan seçilen yetenekli sporcular? Kısa adı TOHM olan merkezlerde, yüzlerce milli takım adayı sporcularını en iyi koşullarda kamplara aldık. Hatta bazı branşlarda bu sistem yürüyebilsin diye çeşitli şehirlerdeki antrenörlerin tayinlerini merkezlerin bulunduğu şehirlere aldırdık.

Üst düzeydeki bir sporcunun keşfedilmesi, yetiştirilmesi ve olimpik bir sporcu olabilmesi için en az 10 yıl ya da 10 bin saat çalışma kuralı bugün teorik olarak kabul gören bir yaklaşımdır. Biz bunun ne kadarını gerçekleştirebiliyoruz?

Bu nedenledir, artık spor bilimlerindeki araştırmalarımızın elit seviyedeki sporcuların gelişimine katkıda bulunacak şekle getirilmesinde fayda vardır. Bunu fakülteler mi yapar, spor bilimleri derneği mi yapar, onu bilemem.

Konu, yalnızca sporcu ve onun yetiştirilmesi değildir. Kulüplerdeki yöneticilerden federasyon başkanlarına kadar, sporu yönetenlerimizden spor medyasına kadar çok geniş bir spektrum içinde ele alınmalıdır.

İstanbul, 29 Haziran 2026